Türk Vergi Hukukunda Elektronik Defter, Belge
ve Kayıt Kavramlar
Son güncelleme: 25.12.2002 09:41:38
Bilgi ve iletişim (bilişim) teknolojileri son 15
yılda büyük bir ivme kazanmıştır. Bilişim teknolojisinin mal ve
hizmet üretiminde yoğun olarak kullanılmaya başlaması ile birlikte
zamandan tasarruf sağlama, işlem maliyetlerinde azalma, işlemlerin
hızlanması, depolama masraflarının en aza indirilmesi ve tam
zamanında (just in time) üretim yapılması gibi pek çok fayda elde
edilmeye başlanmıştır. Yüksek kapasiteli bilgisayarlar sayesinde
enformasyonunun çok düşük maliyetlerle üretilmesi, kodife edilmesi
ve saklanması; telekomünikasyon alt yapısı ve internetle birlikte
ise, üretilen enformasyonun çok uzak mesafelere çok hızlı bir
şekilde ve yine çok düşük maliyetle iletilmesi mümkün hale
gelmiştir. Şirketlerin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü olumlu
yönde etkileyen tüm bu gelişmelerin gerçek anlamda kendisinden
beklenen faydayı göstermesi, hukuksal alt yapının gelişmelere uygun
hale getirilmesi ile sağlanabilmektedir. Hukuksal alt yapıda yeni
gelişmelere uygun şekilde yapılacak yeniliklerin, ekonomi ile en
yakından ilgili, ekonomik yaşamı olumlu ya da olumsuz bir şekilde
etkileme gücüne sahip alan olan vergi hukukunda başlaması
kaçınılmazdır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin Türk Vergi
Hukuku alanına ilk yansımalarını 1990’ların ortalarından itibaren
görmekteyiz. Ancak bu yansımalar çoğunlukla uygulama alanı
bulamadılar. Bu çalışmanın konusunu teşkil eden yansımaların
uygulamadaki etkisinin, kanunda tanınan yetkiye istinaden yapılması
gereken düzenlemeler hızlı ve uygun bir biçimde gerçekleştirildiği
takdirde, çok büyük olacağı düşünülmektedir. Yazımızda, bilişim
teknolojilerindeki gelişmelerin Türk Vergi Hukukuna en son yansıması
olan “Elektronik Defter”, “Elektronik Belge” ve “Elektronik Kayıt”
kavramları, diğer yansımalarla birlikte tartışılacaktır. Tartışmada,
Vergi Usul Kanununda anılan konuya ilişkin olarak yapılan son
düzenleme ile benzer konularda daha önce yapılmış olan düzenlemeler,
düzenlemelerin muhtemel etkileri ve eleştiriye açık yönleri üzerinde
durulacaktır.
II- İLK
YANSIMALAR
Bilişim teknolojisinin Türk Vergi Hukukuna ilk
yansımalarını 4108 ve 4369 sayılı Kanunlarla Vergi Usul Kanununun
175, 256 ve Mükerrer 257 nci maddelerinde görmek mümkündür.
Vergi Usul Kanunun 175 inci maddesine 4108 sayılı Kanunun 4
üncü maddesiyle eklenen fıkra hükmü Maliye Bakanlığına, muhasebe
kayıtlarının bilgisayar programları aracılığıyla izleyen mükellefler
ile bu bilgisayar programlarını üreten gerçek ve tüzel kişilerin
uyması gereken kuralları ve bilgisayar programlarının içermesi
gereken asgari hususlar ile standartları ve uygulamaya ilişkin usul
ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Bir diğer yansıma
olan Vergi Usul Kanunun 4369 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile
değişik mükerrer 257 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü bentleri
aşağıdaki gibidir:
“3. Tutulması ve düzenlenmesi zorunlu
defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik
bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında
saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu
şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye
Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda
saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve
esaslarını belirlemeye,
4. Vergi beyannameleri ile bu
Kanunun 149 uncu maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda
olanlardan; istenilen bilgilerin yazı yerine mikro fiş, mikro film,
manyetik kayıt ortam ve araçları ve benzeri vasıtalarla verilmesine
izin vermeye veya zorunluluk getirmeye,”
Madde metni ile
tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin
elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması, bu kayıt
ortamlarında saklanması; devamlı bilgi vermek zorunda olanların bu
bilgileri ilgili yerlere yine bu ortamlarda vermeleri yönünde
düzenleme yapma konusunda Maliye Bakanlığına (Gelirler Genel
Müdürlüğü) yetki verilmiştir.
Bu düzenlemeye paralel olarak
Vergi Usul Kanununun “Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtlarda İbraz
Mecburiyeti” başlıklı 256 ncı maddesinde de 4369 sayılı Kanunun 4
üncü maddesiyle değişiklik yapılmıştır. Anılan Maddenin 4369 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen şekli aşağıdaki
gibidir:
“Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile
mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar,
muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler
ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro
film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve
bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için
gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili
makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek
zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule
uygun olarak, tasdike konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için
gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve
işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve
belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler tarafından
yapılan talepler için de geçerlidir.”
Bilişim
teknolojisindeki gelişmelerin Türk Vergi Hukukuna ilk yansımaları
olan mezkur madde hükümleri büyük oranda yansımadan öteye gidememiş,
uygulama alanında fazla bir sonuç doğurmamıştır. Bunun nedeni ise,
anılan kanun hükümleri ile verilen yetkinin kullanılmaması ya de
yüklenen düzenleme yapma görevinin yerine
getirilmemesidir.
III- SON YANSIMALAR: ELEKTRONİK DEFTER,
BELGE VE KAYIT
4731 sayılı Kanunun 4/E fıkrası ile Vergi
Usul Kanununun Mükerrer 242 inci maddesinin “Elektronik Cihazla veya
Tayin Olunacak Usulle Belge Düzenleme” şeklindeki başlığı
“Elektronik Ortamdaki Kayıtlar ve Elektronik Cihazla Belge
Düzenleme” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı zamanda maddeye aşağıdaki
fıkra ilave edilmiştir:
“2. Elektronik defter, şekil
hükümlerinden bağımsız olarak bu Kanuna göre tutulması zorunlu olan
defterlerde yer alması gereken bilgileri kapsayan elektronik
kayıtlar bütünüdür.
Elektronik belge, şekil hükümlerinden
bağımsız olarak bu Kanuna göre düzenlenmesi zorunlu olan belgelerde
yer alan bilgileri içeren elektronik kayıtlar bütünüdür.
Elektronik kayıt, elektronik ortamda tutulan ve elektronik
defter ve belgeleri oluşturan, elektronik yöntemlerle erişimi ve
işlenmesi mümkün olan en küçük bilgi ögesini ifade eder.
Bu
Kanunda ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere
ilişkin olarak yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve
belgeler için de geçerlidir. Maliye Bakanlığı, elektronik defter,
belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul
ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkilidir.
Maliye Bakanlığı; elektronik defter, belge ve kayıtların
oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile
defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi
uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik
ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve
belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak
üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye
Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel kişilere aktarma
zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve
standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye,
bu Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve
esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkilidir.”
Mezkur
düzenlemeye ilişkin değerlendirmelerimizi aşağıdaki şekilde
sıralayabiliriz:
1- “Elektronik Defter”, “Elektronik Belge”
ve “Elektronik Kayıt” kavramları Türk Vergi Hukukunda ilk kez yer
almıştır. “Yeni ekonomi” (new economy) adı verilen ve bilgi temeline
dayanan (knowledge based) yeni ekonomik sistem kendisini gerek
üretim gerekse hizmet sektöründe hızlı bir şekilde hissettirmeye
başlamıştır. Ekonomide bu gelişmelerin yaşandığı bir ortamda
devletin de, “Elektronik Devlet” (e-devlet) şeklinde yeniden
yapılanması gündeme gelmektedir. Bu kapsamda devlete düşen en önemli
görev, kamu tarafından sunulan hizmetlerin on-line olarak sunulması
yanında; elektronik ticaretin dolayısıyla yeni ekonominin
gereklerine uygun hukuksal altyapının oluşturulmasıdır. Konuya bu
açıdan bakıldığında, Vergi Usul Kanununda yapılan en son düzenleme
ile elektronik defter, belge ve kayıt kavramlarının vergi hukukuna
girmesi ve bu konularda düzenleme yapmak üzere Maliye Bakanlığına
çok geniş yetkiler verilmesi dünyadaki son eğilimlere uygun bir
gelişme ve önemli bir aşamadır.
2- Elektronik Defter, Belge
ve Kayıtlara ilişkin Uygulama İçin Kanun Metni ile Maliye
Bakanlığına Tanınan Yetkiler Çerçevesindeki Kapsamlı Düzenlemelerin
İvedilikle Yapılması Gerekir. Eklenen fıkranın ilk üç paragrafında
elektronik defter, elektronik belge ve elektronik kayıt kavramları
tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlar, tek başlarına fazla bir anlam
ifade etmemektedir. Bu tanımları anlamlı kılan müteakip
paragraflardaki düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerden en önemlisi,
Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve
belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter,
belge ve kayıtlar için de geçerli olmasıdır. Bu düzenleme ile
birlikte, Vergi Usul Kanununda yer alan defterlerin tasdiki,
tutulması, kayıt nizamı, ibrazı, muhafazası; kayıtların tevsiki;
vergi kanunlarında yer alan belgelerin düzenlenmesi, ibrazı ve
muhafazası gibi pek çok hükmün elektronik defter, belge ve kayıtlar
için de geçerli olması söz konusu olacaktır. Bu geçerliliğin tıpa
tıp aynı olması, teknik nedenlerle, mümkün değildir. Örneğin
elektronik ortamdaki bir defterin tasdikinin, bugünkü klasik yapısı
ve teknik donanımı ile yürürlükteki Noterlik Kanununa tabi
noterlerde yapılmasını beklemek mümkün değildir. Bunun için “Sayısal
Noter” ve “Onay Kurumu” gibi yeni yapılanmalara ihtiyaç
duyulacaktır. Bu nedenledir ki; Kanun Koyucu elektronik defter,
belge ve kayıtlara ilişkin olarak Maliye Bakanlığına, diğer defter,
belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar
belirleme konusunda yetki vermiştir. Kanun Koyucu; Maliye
Bakanlığını aynı zamanda aşağıdaki konularda da yetkili
kılmıştır:
1-Elektronik defter, belge ve kayıtların
oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafaza ve ibrazı ile
defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi
uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme,
2-Elektronik
ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve
belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dahil olmak
üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye
Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel kişilere aktarma
zorunluluğu getirme,
3-Bilgi aktarımında uyulacak format ve
standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit
etme,
4-Vergi Usul Kanunu kapsamına giren işlemlerde
elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenleme ve
denetleme.
Söz konusu yetkilendirme aynı zamanda, bu alanda
yapılacak düzenlemeler için görev tevdii anlamındadır. Bilişim
teknolojilerindeki hızlı değişmeler ve bu değişmelerin getirdiği
hızlı hareket ihtiyacı düşünüldüğünde, elektronik ortamdaki
kayıtlarla ilgili düzenlemelerin çerçevesinin çizilerek bu konuda
idarenin yetkili kılınması çağdaş bir yaklaşımı simgelemektedir.
Ancak, elektronik ortamdaki kayıtlarla ilgili kanuni
düzenlemelerin uygulamada hüküm ifade edebilmesi için, idarenin
kapsamlı çalışma yapması ve hızlı hareket etmesi gerekir. Hatta, bu
düzenlemeye ilişkin kanun değişiklik tasarısının gündeme geldiği
andan itibaren, kanun metninde idarece yapılması öngörülen alanlarda
çalışmalara başlamış ve bu çalışmaların şu anda olgunlaştırılmış
olması lazımdır. Gelir idaresine tanınan yetkiler kullanılmadığı,
tevdi edilen görevler yerine getirilmediği takdirde, çok çağdaş bir
gelişme olarak görülebilecek olan yeni düzenlemenin önemi
kalmayacaktır. Nitekim, 1998 yılında 4369 sayıllı Kanunla VUK’un 256
ve Mükerrer 257 inci maddelerinde yapılan çağdaş düzenlemelerin
uygulamaya benzer nedenlerle geçemediği bilinmektedir.
3-
Çağdaş Eğilimlere Uygun Bir Şekilde ve Vakit Geçirilmeksizin
Yapılacak Düzenlemeler Gerek Vergi İdaresi Gerekse Mükellef
Açısından Ciddi Faydalar Sağlayacak, Vergi İdaresinin Etkinliğini
Artıracaktır. Gelişmiş ülkelerde, kamuda hizmet sunumuna ilişkin
eğilimler:
- Evrak bazlı iletişimden elektronik
iletişime
- Hazırlayıcı/yardım edici sistemden kendi kendine
yardım/uzman sistemlere
-Çek/nakit sisteminden elektronik fon
transferi sistemine
-Manuel cevap sisteminden Otomatik sesli
veya elektronik posta ile cevap sistemine
-Reaktif
programlardan Proaktif programlara
-Bölünmüş servislerden
Bütünleştirilmiş/ tek bir yerde işlemin bittiği servislere
-
Mükelleften Müşteriye doğrudur.
Bu açıdan, elektronik
ortamdaki kayıtların hukuksal açıdan kabul edilmesi dünyadaki genel
eğilimlere uygun bir eğilimi ifade etmektedir. Evrak bazlı kayıt,
muhafaza, ibrazdan, elektronik bazlı kayıt, elektronik ortamda
muhafaza ve ibraz sistemine geçiş, gerek vergi idaresi gerekse
mükellef açısından çok ciddi faydalar sağlayacaktır. Elektronik
defter, belge ve kayıtların klasik anlamdaki defter, belge ve
kayıtlara eş değer tutulması ile birlikte ilk olarak kırtasiye,
baskı, muhafaza, nakil gibi ölçülebilir masraf kalemlerinde ciddi
düşüşler yaşanacaktır. Bunun yanı sıra, kayıtların tutulma ve
verilerin işlenmesindeki kolaylık, bir defa oluşturulmuş elektronik
kaydın pek çok amaç için kullanılabilmesi ve en önemlisi bu
kayıtlardan hareketle oluşturulacak temel belgelerin kayıtlar
girildiği anda kendiliğinden oluşabilmesi, hata yapma riskinin en
alt düzeye inmesi gibi pek çok nedenle elde edilecek maliyet
düşüşleri de dikkate alınmalıdır.
Her ay binlerce,
yüzbinlerce hatta milyonlarca fatura düzenlemek durumunda olan
mükellefler açısından (milyonlarca abonesi veya müşterisi bulunan
–örneğin GSM operatörleri- şirketlerin bir ayda düzenlemek zorunda
olduğu fatura sayısı herhalde milyonlarla ifade edilebilir.),
kayıtların elektronik ortamda tutulması, saklanması ve ibrazının
maliyeti; klasik yöntemle tutulacak defter ve belgelere göre
kıyaslanamayacak derecede düşük olacaktır.
Vergi idaresi
açısından ise, elektronik ortamdaki kayıtların denetimi ve bu
kayıtların ilgili olduğu hesapların incelenmesi klasik ortamdaki
kayıtlara göre çok daha hızlı, kolay ve kesin olacaktır. Maliye
Bakanlığına, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin
verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet
de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve
ortamında Maliye Bakanlığına veya belirleyeceği gerçek veya tüzel
kişilere aktarma zorunluluğu getirme konusunda tanınan yetki
uyarınca; örneğin İzmir’deki bir mükellefin vergilendirmeye esas
teşkil eden verilerinin, Maliye Bakanlığının Ankara-Kızılay’daki
binasında bulunan bir Maliye Müfettişinin bilgisayarına aktarılması
ve incelemenin bu kayıtlar üzerinden yapılması mümkün hale
gelecektir (VUK 139 daki şartlara uyulduğu veya bu şartların
değiştirildiği varsayımı altında). Bu durum, ulaşım, yevmiye gibi
kalemlerde tasarruf sağlayacağı gibi yolda geçecek zamanın
incelemede kullanılmasına da imkan tanıyacaktır. Aynı şekilde
incelemenin amacına uygun olarak, verilerin istenilen formatta
alınması incelemenin hızını artıracaktır. Bütün bunlardan daha
önemlisi, Maliye Bakanlığı tarafından hazırlattırılacak yazılımlar
kullanılarak internet aracılığı ile mükelleflerin büyük bir kısmının
verilerinin belirli kıstaslara göre ön incelemeye tabi tutulması
mümkün olabilecektir. Bu ön inceleme veya taramalar neticesinde
vergisel açıdan sorunlu olma ihtimali bulunan mükelleflerin
öncelikle ve ivedilikle vergi incelemesine tabi tutulması
sağlanabilecektir. Yukarıda söylenenler ve benzerleri yapılabildiği
takdirde, ekonomideki kayıp ve kaçakların önlenmesinden, inceleme
oranlarının artması dolayısıyla da etkin bir vergi idaresinden söz
etmek mümkün hale gelecektir. Özel kesim ise dünya ile rekabet
edebilir niteliğe kavuşma yönünde mesafe kat edebilecektir.
4- Elektronik Ortamda Kayıtla İlgili Düzenlemeler Yapılırken
Tüm Vergi Kanunları Birlikte Düşünülmelidir. Vergi Usul Kanununun
242 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Vergi Usul Kanunu ve
diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak
yer alan hükümler elektronik defter, kayıt ve belgeler için de
geçerlidir hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, Vergi Usul Kanununda
elektronik ortamda kayıtlara ilişkin düzenlemenin sadece Vergi Usul
Kanunu için değil aynı zamanda diğer vergi kanunları için de hüküm
ifade ettiği anlamına gelmektedir. Bunun neticesi olarak örneğin,
Katma Değer Vergisi Kanununun 34 üncü maddesinde yer alan “Yurt
içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer
Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu
üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere
kaydedilmek şartıyla indirilebilir.” şeklindeki defterlere kayıt
şartı, “Elektronik Deftere” kayıt durumunda da gerçekleşmiş
olacaktır. Ancak bunun için, Maliye Bakanlığınca elektronik
defterler, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi
gerekmektedir.
Elektronik belge kavramının Damga Vergisi
açısından ayrıca irdelenmesi gerekir. Ama burada bu konuda birkaç
söz söylenecektir. 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun birinci
maddesinde, “Bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar damga
vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak
veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve
herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek
olan belgeleri ifade eder.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre,
Damga Vergisine ekli (1) sayılı tabloda yazılı belgelerdeki
hususları ihtiva edecek şekilde elektronik ortamda düzenlenen ve
sayısal imza taşıyan elektronik nitelikli belgeler Damga Vergisine
tabi olacak mıdır? Burada cevaplanması gereken, söz konusu
elektronik belgenin Damga Vergisi Kanunu kapsamında belirtilen
kağıtlar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Damga
Vergisi Kanununa göre damga vergisine tabi kağıt;
a) yazılı
bir metni içermeli,
b) imzalanmak veya imza yerine geçen bir
işaret konmak suretiyle işaret konmak suretiyle
düzenlenmeli
c) herhangi bir hususu ispat veya belli etmek
için ibraz edilebilmelidir.
Bu şartları taşıyan bir
elektronik belge, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda yer
alan belgelerden birisi ise damga vergisine tabi olacaktır. Bu
durumu bir örnekle somutlaştıralım. (Ancak bu somutlaştırma
esnasında, sayısal imza, sayısal noter, onay kurumu ve benzeri
elektronik ticaret ve devlet kurumlarının yasal düzenlemesinin
yapıldığı ve bu kurumların uygulamada olduğunu varsayacağız.) İki
şirketin elektronik ortamda bir sözleşme hazırladıklarını ve bu
sözleşmelerin iki tarafın da sayısal imzasını taşıdığını düşünelim.
Bu durumda söz konusu sözleşme yazılıp imzalandığı ve herhangi bir
husus ispat veya belli etmek üzere ibraz kabiliyetine sahip olduğu
için damga vergisinin konusuna girecektir. Sözleşmenin noterde
yapılması gibi bir şekil şartını gerektirmesi durumunda ise devreye
sayısal noter girecektir .
Yukarıda yaptığımız tüm açıklama
ve örnekler de göstermektedir ki, elektronik defter, belge ve
kayıtlara ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerde tüm vergi
kanunlarının titiz bir biçimde dikkate alınması gerekir. Aşağıdaki
bölümde sayısal imza ile ilgili olarak yapacağımız
değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere, vergi kanunları dışındaki
alanlarda da genel düzenlemeler yapılması gerekmektedir.
5- Elektronik İmza Kullanım Usul ve Esasları
İle İlgili Olarak Ayrı Ayrı Değil Tüm Kurumları Bağlayıcı Yasal
Düzenleme Yapılmalıdır:
Vergi Usul Kanunun mükerrer 242 inci
maddesine 4731 sayılı Kanunla eklenen (2) numaralı fıkrasının son
paragrafında; bu Kanun kapsamınına giren işlemlerde elektronik imza
kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye Maliye
Bakanlığının yetkili olduğu hükmü yer almaktadır. Ancak böyle bir
düzenleme, değişik işlemler için örneğin vergileme, gümrük, sermaye
piyasası işlemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı elektronik imza
kullanım usul ve esaslarının düzenlenmesini gündeme getirecektir. Bu
ise, elektronik ticaretin, elektronik ortamda kayıtların
yaygınlaştığı ileriki dönemlerde birçok karışıklığa ve uyuşmazlığa
yol açabilecektir. Bu nedenle Borçlar Kanununun imzaya ilişkin
düzenleme yapan 14 ve 15 inci maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 297 nci maddeleri de dahil, imza ile ilgili tüm kanuni
düzenlemelerde değişiklik yaparak elektronik imzanın çerçevesinin
kanun metni ile düzenlenmesi çok daha isabetli
olacaktır.
Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu Alt Çalışma
Gruplarının raporları baz alınarak Bilim ve Teknoloji Yüksek
Konseyine sunulan Değerlendirme Raporunun Hukuki Yapının
Oluşturulması başlıklı Bölümünün 2. maddesinde elektronik imza ile
ilgili olarak yer alan öneriler görüşümüzü destekler niteliktedir .
Bu öneriler;
“2- Gönderilen bilginin gizliliği, bütünlüğü ile
kimlik doğruluğunu sağlayan elektronik imzanın, ayrı bir mevzuatta
düzenlenmesi hususunun tartışılması;
2.1 Elektronik imzanın
bir türü olan sayısal imzanın alt yapısının tamamlanması halinde, bu
imzanın yazılır imza ile aynı güce sahip olduğuna ilişkin yasal
değişikliğin yapılması,
2.2 Sayısal imzanın unsurlarından
olan açık anahtar (public key) ile ilgili onay kurumlarının, kamu
veya özel sektör yapısında olup olmayacağının tartışılması; özel
sektör yapısında olması halinde, bunların kontrolleri ve kendilerine
verilecek yetki açısından kamusal nitelikli bir yetkili makama
ihtiyaç duyulup duyulmayacağı; yetkinin verilme şeklinin hukuki
niteliği,
2.3 Sayısal imza ile ilgili onay kurumlarının
vereceği sertifikalarda hukuken bulunması gerekli
özellikler,
2.4 Sayısal imza ile ilgili gizli anahtarın
(private key) tevdi edilip edilmeyeceği, edilecekse nereye ve nasıl
tevdi edileceği hususları ile kamunun şifreli bilgiye (suçun
önlenmesi gibi amaçlarla) ulaşabileceğinin kabulü halinde, bu
erişimin kapsamı, sınırları ve şeklinin ne olacağına ilişkin
kuralların saptanması,
2.5 Sayısal imza ile ilgili onay
kurumlarına, sayısal noterlik yetkisinin verilip verilmeyeceğinin
araştırılması”
şeklinde sıralanmaktadır.
IV-
SONUÇ
Vergi Usul Kanunu 242 inci maddesine eklenen bir fıkra
ile elektronik defter, belge ve kayıt kavramları ilk kez Türk Vergi
Hukukuna girmiştir. Söz konusu düzenleme gerçekten çağdaş ve gerekli
bir düzenlemedir. Düzenlemenin gerek mükellefler gerekse vergi
idaresi açısından sayısız faydalar sağlayacağını söylemek mümkündür.
Ancak bu faydaların temini için, Gelir İdaresine tanınan yetkilerin
bir an önce kullanılması, daha doğru bir deyişle tevdi edilen
görevlerin bir an önce yerine getirilmesi gerekir. Bunun
yapılmaması, çok çağdaş ve gerekli olan bu düzenlemeyi anlamsız
kılacaktır. Düzenlemelerin ivedilikle ve öncelikle yapılması yanında
yeni ekonominin gereklerini kavrayacak şekilde olması da büyük önemi
haizdir. III. Bölümde de belirttiğimiz üzere, elektronik imza
konusunun Maliye, Gümrük, Sermaye Piyasası gibi her birim için ayrı
ayrı belirlenmesinin ciddi sakıncaları mevcuttur. Bu nedenle,
elektronik imzanın çerçevesinin kanunla, Borçlar Kanunun 14, 15 ile
HUMK 297 nici maddelerini ve bu konuda diğer kanunlarda imzaya
ilişkin olarak yer alan düzenlemeleri de kapsayacak şekilde
çizilmesi daha uygun olacaktır.
Hasan
AYKIN
Maliye Müfettişi
|