
Mustafa Kemal ATATÜRK
ÖZDEYİŞLERİ
Biz Türkler, bütün tarihimiz
boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
Ne kadar
zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet,
medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye
lâyık sayılamaz.
Özgürlük
ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve
ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir
adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın
her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete
şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi
mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm.
Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için
milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben
yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.
Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet
ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden
milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset
münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim
milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan
vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
Milli egemenlik
öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar
batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler
her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Cumhuriyet
fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla
her fikre saygı duyarız.
Egemenlik
kayıtsız ve şartsız millettindir.
Gerçi bize
milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği
eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin
bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince
ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.
Bilelim ki
milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Milli mücadelelere
şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
Türk çocuğu
ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet
bulacaktır.
Milli his
ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin
olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili,
dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin.
Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti,
dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Bir dinin
tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
Her fert
istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi
bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya
yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına
hakim olunamaz.
Türk Milletinin
istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan
ilerlemektir.
Medeni olmayan
insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.
Büyük dinimiz
çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı
kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların
bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere
esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın,
hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
Arkadaşlar,
efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler,
dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en
hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
Medeniyetin
emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.
Biz dünya
medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını
tatbik edeceğiz.
Bizim devlet
idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan
kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı,
gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
Milletimiz
her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir.
Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya
çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.
İnsan topluluğu
kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir
ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim
de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin
yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere
yükselebilsin?
Ey kahraman
Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere
yükselmeye layıksın.
Anaların
bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit
değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat
yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline
koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için
kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli,
daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin
anası olmak istiyorlarsa.
Ben icap
ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı
vereceğim.
Gençler cesaretimizi
takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye
ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir
hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil,
istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti bir kurduk, onu yükseltecek ve
yaşatacak sizsiniz.
Yüksek Türk!
Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
Benim naçiz
vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti
ebediyen yaşayacaktır.
Sizler, yani
yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan
yürüyecektir.
Biz cahil
dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kasdettiğimiz
ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller
çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek
alimler çıkabilir.
Müsbet bilimlerin
temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde
olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş
olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin
açık dileğidir.
Mualimler!
Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâröğretmenleri ve eğiticileri, sizler
yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin
kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip
bulunacaktır.
Milleti kurtaranlar
yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun
bir millet, henüz millet namını almak istidadını kesfetmemiştir.
Dünyanın
her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem
unsurlarıdır.
Okul sayesinde,
okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk
sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle
gelişir.
Türkiye'nin
asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde,
herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık
olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi
siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.
Ekonomik
kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima
daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.