HUKUKİ
BAKIMDAN DİJİTAL (SAYISAL) İMZA
Av.
M.Gökhan Ahi
İstanbul Barosu
gokhan@hukukcu.com
Bugün, bir çok işlemimizi,
başvurumuzu ve yazışmamızı internet üzerinden yapabiliyoruz. Bankacılıktan,
posta hizmetlerine, alışveriş ve yayıncılıktan, devlet hizmetlerine
kadar bir çok alanda internetin nimetlerinden yararlanabiliyoruz.
Yakın gelecekte, internetten para çekilebileceği, hatta koku transferi
dahi yapılabileceği söylenmektedir.
Ancak, her alanda olduğu
gibi internet ortamında da bir çok uyuşmazlık meydana gelebilecektir.
İşte bu noktada kanun koyucular devreye girmiş ve internet gibi
uçsuz bucaksız, ulussuz ve sınıfsız bir ortamı hukuki korumaya
almak istemiştir. Bir çok ülkede, ya internete özel yasalar hazırlanmakta,
ya da mevcut yasalara interneti de içine alan düzenlemeler eklenmektedir.
Kuşkusuz, tüm bu düzenlemeler, interneti sınırlamaktan çok, internet
üzerinde bilgi, belge ve veri alışverişinde bulunanların hak ve
özgürlüklerini teminat altına almak amacını taşımaktadır.
Ülkemizde, kimi yasalar internette karşılaşılabilecek
uyuşmazlıklara çözüm yolu bulurken, kimi yasalar da hâlâ interneti
görmezden gelmektedirler. Çok tabi ki, yasaların oluşmasında hükümet
politikaları kadar vatandaşların ve sivil toplum örgütlerinin
iradesi de önemli rol oynamaktadır.
Bankacılık, finans, sigortacılık,
sanayi ve ticaret alanında artık zorunlu hale gelen sayısal imza
konusu da ülke gündemine girmiş, kanun koyucular da bu konuda
bir düzenleme yapma ihtiyacı hissetmişlerdir. Şu an Adalet Bakanlığı’nın
hazırladığı tasarı, diğer yasalaşma süreçlerinin aksine, olumlu
bir şekilde sivil toplum örgütlerinin de elinde ayrıca şekillendirilmektedir.
Zaten mevcut tasarının en iyi yanı da budur.
İmza ve Sayısal İmza Kavramları
Dijital ya da sayısal imza, nitelik olarak,
tükenmez kalemle bir kağıda atılan bildiğimiz imzadan farklı değildir.
Yani hukuki bakımdan aynı sonucu doğururlar. Aralarındaki tek
fark, birinin bir kağıt üzerinde olması, diğerinin de elektronik
ortamda bulunmasıdır. Ancak, hemen ifade etmeliyiz ki, Türkiye’de
henüz bu konuda bir yasa olmadığından sayısal imza, bildiğimiz
el yazısı ile atılmış imza gibi hukuki korumaya sahip değildir.
Bir çok işlemde kullandığımız imzanın
bazı sonuçları vardır. İmza, kişinin kimliğini teyit ettiği gibi,
altına imza atılan metnin de okunduğunu, anlaşıldığını, bu metinden
kendisine yüklenen bir çok sorumluluğun kabul edildiğini ve kendisini
hukuken bağladığını teyit eder. Kısacası, imza, atıldığı belgenin
her tür sonucunun kabul edildiğini gösterir. Bu belge, mektup,
talimat, çek, senet, sözleşme, başvuru formu yahut bunlara benzer
her tür belge olabilir. Bu belgelerin farklı bir şekilde olması,
imzanın niteliğini ortadan kaldırmaz. İmzayla onaylanan her tür
belge, her türlü tartışmaya kapatılmıştır. Bu sebeple, imzalanan
içerik imza sahibi tarafından her tür sonucuyla kabul edilmiş
sayılır ve bunun aksinin başka şeylerle, örneğin tanık anlatımıyla
ispat etmenin imkanı yoktur. Bu sebepten dolayı, Medeni Usul Kanunu’muza
göre, imzalı bir belgeye karşı ancak o belgenin aksini iddia eden
başka bir imzalı belge getirilerek iddia çürütülebilir. O halde,
imza, ispat bakımından oldukça önemlidir.
Dolayısıyla, artık sık sık kullandığımız
e-postalarımız, internet üzerinden yaptığımız işlemlerimiz, altında
adımız bulunsa ve bizim gönderdiğimiz belli olsa bile, kanunun
tarif ettiği imza kapsamında olmadığından mahkemelerde delil olarak
itibar görmeyecektir. Yasalarımız, sözleşmelerde veya belgelerde
fiziksel bir imza olmasını şart koştuğundan, elektronik ortamda
oluşturduğumuz ve karşı tarafa ulaştırdığımız belgeler, bir uyuşmazlık
halinde hukuki korumadan yoksun kalacaktır.
Hukukumuz delil serbestisini kabul etmemiş,
delilleri kesin ve takdiri olarak ikiye ayırmıştır. İmzalı belgeler
kesin delillerdendir ve hakim bu imzalı belgelere göre karar vermek
zorundadır. Elektronik ortamda üretilen ve karşı tarafa ulaşan
belgeler ise şimdilik takdiri deliller sınıfına girmektedir.
Elektronik ortamda üretilmiş belgeler
takdiri delil sayılıyor ise, nasıl ispat edilecektir? O zaman,
ya belgelerin içeriği karşı tarafça inkar edilmeyecek, ya da sözleşme
veya karşılıklı beyanlar ilişkisini başka kesin delillerle kuvvetlendireceklerdir.
Örneğin, internet üzerinden yapılan bir sözleşmenin uygulanmasında
uyuşmazlık çıktığında, elektronik ortamda üretilen belgelerin
çıktısı, karşı taraf böyle bir belgenin varolmadığını iddia etmedikçe
ispat konusunda sorun olmayacaktır. Çünkü, her iki taraf da sözleşmenin
varlığını kabul etmektedir, içeriğini inkar etmemektedir. Bu halde,
mahkemeye düşen iş, artık sözleşmenin var olup olmadığını incelemek
değil, uyuşmazlık konusunu çözüme ulaştırmaktır. Zaten iki taraf
arasında bir uyuşmazlık yoksa, problem de yoktur. İkinci durumda
ise, sözleşme elektronik ortamda yapılmıştır, daha sonra fiziki
ortamda imzalanmış belgeler karşı tarafa ulaştırılmıştır. Buna
örnek olarak da, bazı İSS’lerin abone sözleşmelerini gösterebiliriz.
Bazı İSS’ler, internet aboneliğini internet ortamındaki bir başvuruyla
başlatmakta, daha sonra kağıda dökülmüş şartların abone tarafından
imzalanıp kendisine postayla gönderilmesini istemektedir.
Bankalar müşterileriyle yaptığı klasik
sözleşmelerde, elektronik ortamda yapılan bankacılık işlemleriyle
ilgili bir uyuşmazlık çıktığında sadece bankanın elektronik kayıtlarının
esas alınacağı şeklinde bir münhasır delil şartı koymaktadırlar.
Bir çok şirket, imzaladığı belgeyi tarayıp elektronik ortamda
karşı tarafa ulaştırmaktadır. Ancak, bu tür alternatif yöntemler
varolsa da, hiçbiri, diğer tarafın inkarı halinde delil olarak
değer görmeyecektir, haklı olan hakkını ispat edemeyecektir.
Klasik imzanın, hatta hukukçuların deyimiyle
“ıslak imza”nın hukuki sonuçlarını gördükten sonra, ıslak imzanın
mevzuatımızda nasıl düzenlendiğine bakmak gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 13. maddesine göre,
yazılı olarak düzenlenen her tür sözleşmede, taahhütte veya beyanda
bulunan herkesin imzası bulunmalıdır. Yine aynı kanunun 14. maddesine
göre imza el yazısıyla atılmalıdır. Mühür veya buna benzer şekillerde
oluşturulan imzalar el yazısı niteliği taşımadıklarından imza
olarak kabul görmeyecektir. Bu husustaki tek istisna, çokça üretilen
hisse senetleri ve benzeri evraklardır.
İmzanın el yazısıyla atılması zorunluluğu,
aklımıza, elektronik ortamda üretilen verilerin veya belgelerin,
üzerinde el yazısıyla atılmış bir imza bulunmadan nasıl geçerli
olabilecekleri sorusunu getirmektedir. Bu durumda, bir elektronik
kayıt (belge) altında yer alan elektronik imza, mevcut mevzuatımıza
göre imza olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla, elektronik
ortamda bulunan ve elektronik imza ile imzalanmış belgelerin hukuki
bir geçerliliği bulunmayacaktır.
Elektronik ortamda yapılacak ticarete
ve işlemlere güven sağlanabilmesi ve kullanımının yaygınlaşması
ancak ve ancak hukuk tarafından sağlanmış bir güvence ile mümkün
olacaktır. Bu sebeple, sayısal imzaya hukuki geçerlilik sağlayan
düzenlemelerin yapılması kaçınılmazdır.
Elektronik ortamda üretilen ve karşı
tarafa ulaştırdığımız belgelerin, hukukumuzda şimdilik delil olarak
itibar görmeyeceğini belirtmiştik. Bunun iki sebebi vardır:
Birincisi kanunda yazılı olan şekil şartı, yani ıslak imza yoktur;
ikincisi, elektronik ortamda üretilen belgelerin her zaman için
manipüle edilmesi riski taşımasıdır. Bu ikinci halde de karşımıza
güvenlik problemi çıkmaktadır. Karşı tarafa ulaşmasını istediğimiz
bir beyanı, bir sözleşmeyi, internet ortamında ulaştırdığımız
takdirde, bu beyanın bir başkası tarafından değiştirilme riski
her zaman için varolabilecektir. Bu risk, hem gönderici hem de
alıcı için aynıdır. İkisinin de işlem güvenliğini zedeleyebilecektir.
Diğer bir risk de, gizli olması gereken
belgelerin her zaman için bir başkası tarafından ele geçirilmesi
ihtimalidir.
Sayısal İmza, tanım ve çalışma şekli
Hemen belirtelim ki, sayısal imza, elektronik
imza çeşitlerinden sadece birisidir. Elektronik imza, günümüz
teknolojisinde çeşitli şekillerde olabilmektedir. Halen kullanılan
imza dosyaları, biyometri tekniği (kullanıcının parmak ya da el
izi, göz retinası vb. kişiye has özellikler) ile oluşturulan imzalar
ve sayısal imzalar en çok bilinen ve tartışılan elektronik imza
çeşitleridir. Hatta, çoğu kişi ve kurumların, fiziki ortamda imzaladıkları
belgeleri tarayıp bilgisayara aktarmak ve sonra da karşı tarafa
göndermek şeklinde elektronik imza uygulaması yaptıkları da sıkça
görülmektedir.
Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde kurulmuş
Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu Hukuk Raporu’na göre: sayısal
imza; “Elektronik imzanın özel bir çeşidi olup, bir anahtar
çifti (açık ve gizli anahtarlar) ile elektronik ortamda iletilen
veriye vurulan bir mühürdür. Sayısal imzalar göndericinin kimliğinin
açık ve net bir biçimde teyidini, elektronik dokümanın orijinalliğini
ve güvenilirliğini mümkün kılar. Gönderici için ve mesajın gönderildiği
taraf için tek olan sayısal imzalar doğrulanabilir ve inkar edilemez.”
diye tanımlanmaktadır.
Elektronik ortamda yapılacak her tür
sözleşme, mektup veya başka tür belgelerin hukuki korunması ancak
ve ancak sayısal imza ile mümkün olmaktadır.
Sayısal imza, elektronik ortamda üretilen
bilgilerin gönderilmesi sırasında göndericinin kimliğini kesinlikle
teyit edecek, verinin başkası tarafından gönderilmediğini garanti
edecek ve bu verilerin güvenliğini sağlamak amacıyla gizli olarak
ve başkası tarafından değiştirilemeyecek bir uygulamadır.
Sayısal imza, bir imzacının imzalanacak
metni şifreleme ve sıkıştırma mantığıyla çalışan, açık ve
gizli iki anahtarlı kriptoloji tekniği ile sayısal karakterlere
dönüşmüş özetini şifreli olarak belge altına eklemesidir. Ancak,
bu işlem tek başına yeterli olmamakta, bir de arada onay makamı
denilen ve kimlik doğrulaması yapan bir kuruluş bulunmaktadır.
Bu kuruluşun diğer bir görevi de gönderilen belgelerin bir kopyasını
kimsenin ulaşamayacağı şekilde saklamasıdır. Onay makamı, önceden
kişinin kimlik bilgilerini teyit edip kayıt altına almaktadır.
Mesaj gönderici ve alıcılarının
kimliklerinin belirlenmesi için üçüncü kişi veya kurumlarca sayısal
sertifika düzenlenmesi gereklidir. Bu sertifikaları düzenleyen
kurumlar, “Sertifikasyon Otoritesi”, “Onay Makamı” ya da “Onay
Kurumu” olarak adlandırılmaktadır. Sertifika, Onay Makamı tarafından
düzenlenerek, sayısal olarak imzalanır. Sertifika; kullanıcı ismi
ile onun açık anahtarını ihtiva eden ve gizli anahtarının kullanıcıya
ait olduğunu doğrulayan elektronik dokümandır.
Sayısal imzanın yararları:
Buraya kadar anlatılanlar dahilinde,
sayısal imzanın yukarıda sayılan riskleri bertaraf edici ve aynı
zamanda pratik fayda sağlayıcı beş özelliği ortaya çıkmaktadır.
1- Bir kullanıcı tarafından
gönderilen bilgilerin veya verilerin kesinlikle o kişi tarafından
gönderildiği teyit eder. Kısacası, başkası tarafından gönderilmediğini
garanti eder. Dolayısıyla, klasik imzadaki gibi taklit edilme
olasılığı da ortadan kalkar. Gönderici göndermediğini, alıcı da
almadığını iddia edemez.
2- Bir kullanıcı tarafından gönderilen
bilgilerin veya verilerin bir başkasının eline geçmesini veya
değiştirilmesini engeller.
3- Gönderilen bilgi ve verilerin içeriği,
gönderici tarafından veya alıcı tarafından inkar edilemez. Çünkü,
değil başkası, kendileri dahi gönderimden sonra içeriğini değiştiremez.
Kaldı ki, bir uyuşmazlık halinde elektronik belgenin bir kopyası
da onay kurumundadır.
4- Gönderilen verilerin tarih açısından
damgalanmasını sağladığı gibi, arşivleme kolaylığı sağlar.
5- Gönderilen verilerin çabuk ulaşmasını
sağlar, baskı, kağıt, posta ve arşivleme maliyetlerini en aza
indirger.
Sayısal imzayı, noter vasıtasıyla gönderilmiş
bir ihtarnameye benzetebiliriz. Karşı tarafa ulaşmasını istediğiniz
ihtarnameyi hazırlar, notere götürürsünüz. Noter, sizin kimliğinizi
tespit eder, en az iki suret olması gereken bu belgeyi karşılaştırır,
bir fark yoksa birini karşı tarafa gönderir, diğerini de kasasında
saklar. Devletin resmi posta kurumu ile gönderilen ihtarnameyi
alan karşı taraf, ihtarnameyi aldığına dair imza atar. Böylece,
her iki taraf da gönderilen ihtarname içeriğini inkar edemez.
Ayrıca, ihtarnameyi kimin gönderdiği ve kimin aldığı bellidir.
Kimlikler ve içerik noter tarafından garanti edilmiştir. Sayısal
imzanın, notere benzeyen yönlerinden pek tabii ki bir çok avantajı
vardır. Bunlar, karşı tarafa saniyesinde ulaşması ve gizliliğin
de sağlanması gibi sayılabilir.
Sayısal imzanın, kamusal ve bireysel
güvenlik için büyük bir önemi vardır. Bu sebeple kanunla düzenlenmesi
zorunluluk arzetmektedir. Kaldı ki, mevcut kanunlarda da değişiklik
yapılarak klasik imzaya bağlanan ispat kurallarından aynı oranda
yararlanması sağlanmalıdır.
Sayısal imzanın diğer
ülkelerdeki hukuki durumu:
1997 yılından beri bir çok ülkede sayısal
imzanın hukuki çerçevesi hakkında çalışmalar yapılmıştır. Yine
çoğu ülkenin sayısal imza düzenlemelerinde UNCITRAL model yasaları
ve Avrupa Birliği direktifleri rol oynamıştır. (13 Aralık 1999
tarihli Avrupa
Konseyi Elektronik İmza Direktifi ile Birleşmiş Milletlerin 14
Haziran 1996
tarihli Elektronik Ticarete İlişkin Model Kanunu)
AB üyesi ülkelerin yanı sıra, ABD, Kanada,
Arjantin, Brezilya, Japonya, Singapur, Hindistan, Rusya, Çin,
Tayvan, İsrail ve Avustralya’da sayısal imza kanunlaşmıştır ve
elektronik ticarete hız ve güvenilirlik kazandırılmıştır.
Sayısal imzayı yasallaştırma çabaları:
Ülkemizde, bu konuda çalışmalar Dış
Ticaret Müsteşarlığı’na bağlı Elektronik Ticaret Koordinasyon
Kurulu tarafından başlatılmış, sayısal imza konusundaki ilk taslak
hazırlanmış ve tartışmaya açılmıştır. Daha sonra da Adalet Bakanlığı
6-7 ay önce çalışmalara başlamış, yeni bir tasarı da Bakanlık
tarafından hazırlanmıştır.
Tasarının tam adı, ELEKTRONİK İMZANIN
DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN TASARlSI’dır. İlk üç maddede amaç,
kapsam ve tanımlar belirtilmiştir. 4. maddede ise “güvenli elektronik
imza” başlığı altında aslında sayısal imza tanımlanmaktadır.
Tasarının en önemli maddelerinden biri
5. maddedir. Bu maddeyle, klasik imzanın yararlandığı hukuki güvenceden
sayısal imzanın da yararlanması amaçlanmaktadır. Ancak, yapılması
yasalarla belirli bir merasime tabi tutulan sözleşmeler kapsam
dışı bırakılmaktadır. Örneğin, tapu devrini sağlayan sözleşmeler,
araç satışları, mal rejimi sözleşmeleri, vasiyet gibi sözleşmeler
yasaca belirlenmiş kurumlar huzurunda yapılmaya devam edilecektir.
Bunlar gibi kanunun kağıt üzerinde imzalı olarak aradığı işlemler
elektronik ortamda yapılamayacaktır. Benzer hükümler, diğer ülke
yasalarında da mevcudiyetini korumaktadır.
6. maddede, sayısal imza oluşturma araçlarının
özellikleri sayılarak, kendi aralarında bir kopyası bulunmaması,
bulunduğu ortam dışına hiçbir şekilde çıkarılamaması ve gizliliği,
üçüncü kişilerce elde edilememesi, kullanılamaması ve sayısal
imzanın sonuna kadar korunmasını, imzalanacak verinin imza sahibi
dışında değiştirilememesini sağlayacağı belirtilmiştir.
Tasarının 7 ila 14. maddeleri arasında,
onay ve saklama kurumu olarak çalışabilecek gerçek ve tüzel kişilerin
neleri sağlaması gerektiği, hangi bilgileri garanti etmesi gerektiği,
bu hizmeti sağlayan gerçek ve tüzel kişilerin nitelikleri ve sorumlulukları
belirlenmiştir.
Bu bölümdeki bazı maddeleri kısaca ele
alırsak:
Sayısal imza konusunda
onay makamı olarak faaliyet gösterecek servis sağlayıcılara, hizmetin
gerektirdiği nitelikte personel istihdam etmesi, güvenli ürün
ve sistemleri kullanması, hizmeti güvenli bir biçimde yürütmesi
ve sayısal imza sertifikalarının taklit ve değiştirilmesini önlemekle
ilgili her türlü tedbir alma zorunluluğu getirilmiş,
Sayısal imza sahibinin üçüncü kişiler
adına hareket etmesi halinde bu yetkisi ile mesleki veya kişisel
bilgileri ve varsa sertifikanın kullanım ve değer kapsamına ilişkin
sınırlamaların sayısal imzanın geçerliliğini gösteren elektronik
sertifikada bulunacağı,Elektronik
sertifika verdiği kişilerin kimliklerini ve elektronik sertifika
sahibinin üçüncü kişiler adına hareket edebilme yetkisi, mesleki
veya diğer kişisel bilgilerin elektronik sertifikada bulunması
durumunda bunların resmi belgelere dayandırılması,
Bu
işlemin gizliliğinin sağlaması ve bu şekilde üretilen imza oluşturma
verisinin bir
kopyasını almaması veya bu veriyi saklamaması,
Elektronik sertifika sahibinin izni olmaksızın
elektronik sertifikayı üçüncü kişilerin
ulaşamayacağı ortamlarda bulundurması ve elektronik sertifika
sahibi veya elektronik sertifikayı talep eden kişinin kişisel
verilerine yetkili personel dışında ulaşılmasının veya bu verilerde
değişiklik yapılmasını önleyecek tedbirlerin alınması,
Verdiği hizmetler gereği ve hukuki ihtilafların
çözümünde önemli yer tutacak kayıtlan saklaması,
Üçüncü kişilere karşı verdiği zararı tazmin
etmekle yükümlü tutulması,
Yabancı bir ülkede kurulu elektronik sertifika
hizmet sağlayıcısı tarafından verilen
elektronik sertifikaların ülke içinde kurulu bir elektronik sertifika
hizmet sağlayıcısı tarafından garanti edilmesi halinde bu elektronik
sertifikaların da geçerli hukuki sonuç doğuracağı,
Hususları düzenlenmiştir .
Tasarının 16 ila 19. maddelerinde ise,
ihlaller halinde hizmet sağlayıcıya ne gibi cezai yaptırımlar
uygulanacağı belirlenmiştir.
Tasarının yine çok önemli sayılabilecek
bir maddesi de, 20. maddedir. Konuyla ilgili ilk bölümde bahsettiğimiz
gibi, imzaya dair Borçlar Kanunu hükümleri ve ispata ilişkin Hukuk
usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri de değiştirilmektedir. Ve
son olarak konuyla ilgili tüm denetleme ve idare işleri Telekomünikasyon
Kurumu’na verilmiştir.
Tasarıya yöneltilen eleştiriler:
Tasarıyla ilgili olarak çeşitli kişi
ve kuruluşlardan gelen eleştirilerden de bahsetmek yerinde olacaktır.
Bizim de katıldığımız
eleştirilere göre:
Tasarının adının “Sayısal İmza Tasarısı”
olarak değiştirilmesi,
Yurtdışında bulunan onay makamlarının
toplayacakları kimlik bilgilerinin ulusal çıkarlara ters düşeceği,
Sadece noterlerin yapacağı hizmetlerden
bir bölümünün noterlerin sahip oldukları sorumluluk ve güvenilirlik
altyapısına sahip olmayanlara verilmesi,
Kanunda özel düzenlemeye sahip olan fatura
ve konşimento kavramlarının tasarı kapsamına alınmaması,
“Dijital imza anahtarı” olarak 30-50
USD gibi fiyata satılan cihazların yeni bir sömürü aracı olacağı,
3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına
Dair Kanun'un, 4. maddesinde; dilekçelerde, dilekçe sahibinin
adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması
gerektiği, 6. maddesinin (c) bendinde ise, 4. maddede gösterilen
şartlardan herhangi birini taşımayan dilekçelerin incelenemeyeceği
hükümleri karşısında, vatandaşın devletin herhangi bir kurumuna
elektronik dilekçe gönderemeyeceği,
konularında tasarıya yoğun eleştiriler
gelmektedir.
Yararlanılan
kaynaklar:
ETKK Raporu, http://www.etkk.gov.tr/hukuk.htm
Türkiye Bilişim Şurası Taslak Raporu, http://www.bilisimsurasi.org.tr
Dijital İmza Sitesi, http://www.dijitalimza.info
Elektronik
İmza Yasa Tasarısı, http://www.hukukcu.com/bilimsel/kitaplar/elektronikimza.htm
“E-imza Paneli” Notları, VII.Türkiye’de Internet Konferansı,
19-21 Aralık 2002, İstanbull.