NOTERLİK
MESLEĞİ
NOTERİN HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Prof. Dr. ÖMER ULUKAPI'nın
"Noterlik
Mesleği
Noterin Hak ve Yükümlülükleri"
Adlı Kitabından Alınmıştır
1.NOTER VE NOTERLİK MESLEĞİ KAVRAMLARI
A.NOTERİN TANIMI
Noter Latince işaretlemek, belirtmek, yazılı kayıt, yazılı belge demek olan “nota” kökünden gelmekte olan “Notarius” sıfatının isimleştirilmesidir ve kavram olarak, yazıcı anlamına gelmektedir.
Türk Hukukunda noter ve noterlik müessesesi 1512 sayılı Noterlik Kanunu tarafından düzenlenmiştir. Adı geçen Kanunun 1 inci maddesinde, kişi olarak noter ve müessese olarak da noterlik hakkında kısa bir açıklama yapılmış olmasına karşılık, bir tanımlamaya yer verilmiştir. Söz konusu madde şöyledir:”Noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar.” Görüldüğü üzere bu maddenin ilk cümlesi, noterlik müessesesini değil noterlik hizmetini esas almaktadır. Aynı maddesin ikinci cümlesi ise noterlerin genel çerçevesini çizmektedir. Bununla birlikte; söz konusu maddenin, bir tanım yapmak konusunda bize ışık tutacağı açıktır. Buna göre noteri; “hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek amacıyla çeşitli belge ve işlemlere resmiyet kazandıran ve kanunların öngördüğü diğer görevleri yerine getiren, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuki statüsü olan kamu görevlisi” şeklinde tanımlayabiliriz. Böylece tanımladığımız noter tarafından, kendisine verilen görevlerin bir kamu hizmeti olarak (NK.m1,c.1) yürütülmesini “noterlik müessesesi” olarak adlandırmak mümkündür.
B.NOTERLİĞİN TOPLUMSAL ÖNEMİ
Noterlik müessesesinin toplumsal önemi oldukça büyüktür. Zira, her ne kadar kişilerin hakları kanunlarla teminat altına alınmış ve bu hakların ihlalleri durumunda mahkemelerden korunma sağlanmış ise de, özellikle özel hukuktan doğan bir çok hakkın etkin olarak kullanılması ve kolayca ihlal edilememesi açısından noterlik müessesesi çok önemli bir işleve sahiptir.
Noterler, hukuki işlemlerin belgelendirilmesini ve bu belgelerin düzenli bir şekilde saklanmasını sağlamakla görevlendirilmişlerdir(NK.m.72). Bu yönüyle noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önleme işlevini yerine getirmektedir. Bu bağlamda, noter tarafından yapılan işlemleri ait belgeler uyuşmazlıkların yargı organlarına intikal etmesini önlemekte, intikal eden uyuşmazlıkların daha çabuk sonuçlanmasını sağlamaktadırlar. Zira, noter tarafından düzenlenen hukuki işlemlere ait belgelerin kesin delil niteliği bulunmakta (HUMK.m.295/I; NK.M.82/I) ve bu belgeler sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli sayılmaktadır. Görüldüğü üzere noterler kişiler arasındaki uyuşmazlıkları genel olarak önleme, özel olarak da ortaya çıkan uyuşmazlığın çabuk sona ermesine katkıda bulunmak suretiyle adalete, mahkemelerin iş yükünü hafifletmek suretiyle de yargı sistemine yardımcı olma işlevini de yerine getirmektedirler. Noterlerin bu işlevleri, onları mahkemelerin işlevine benzer bir işlev yerine getirmekte olduğunu göstermektedir. Zira, mahkemelerin birinci işlevi meydana gelen uyuşmazlıkları gidermek, ikinci işlevi ise, birinci işlevin doğal sonucu olarak uyuşmazlıkları önlemektir. Noterlerin ise, birinci işlevi uyuşmazlıkların çıkmasını önlemek ikinci işlevi ise, ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümlenmesini sağlamaktır. Gerçekleştirilen işlev açısından, mahkemelerin uyuşmazlığı sona erdirme bağlamında doğrudan müdahalesi dışında kayda değer bir fark bulunmamaktadır. Neticede mahkemelerin işlevinin düzeltici-koruyucu (tespit edici) noterlerin işlevinin ise tespit edici (koruyucu)-düzeltici işleve yardımcılık olduğunu belirtmek mümkündür.
Mahkemelerin görevi, hukuk düzenindeki konumları itibariyle uyuşmazlık çıktıktan sonra uyuşmazlığın kural olarak tarafın istemi üzerine karara bağlamaktır (çözümlemektir). Oysa noterlerin toplumsal görevi, toplum hekimliğiyle paralellik arz etmektedir. Nitekim, hekimlikte koruyucu hekimliğin tedavi edici hekimlikten ayrılan yönü, hastalık ortaya çıkmadan önce hastalığın önlenmesi, hastanın korunmasına yönelik tedbirleri içermesidir. Tedavi edici hekimlik ise, ortaya çıkan hastalığın tedavi edilmesi, iyileştirilmesidir. Bu benzerlikten hareketle, noterlerin asıl işlevinin hukuki işlemlerin düzenlenmesi yoluyla uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını önlemek olduğu belirtilebilir. Bunun yanında, belli özellikleri haiz noter senetlerine mahkeme kararları gibi icra kabiliyeti verilmiş olması noterlerin işlevlerinin mahkeme işlevlerine paralel bir düzenlemeyi içerdiği söylenebilir. Aslında toplumsal barışın sağlanması açısından hukuk düzeninin mahkemeler ile noterlere tanıdığı yetkilerin, işlevsel açıdan birbirlerine tamamlayıcı bir yapı arz ettikleri söylenebilir. Aşağıda inceleyeceğimiz şekilde, özellikle çekişmesiz yargı alanındaki bazı işlerin noterlere bırakılmasıyla noterlerin toplumsal dolayısıyla hukuki barışa katılma işlevi daha da etkin hale gelebileceği gibi, adalet sistemimizde büyük bir rahatlama da sağlayacaktır.
Noterlerin bu yolla toplumsal barışa katkı sağlamaları söz konusu olduğu gibi, aynı zamanda noterlerin sosyal işlevinin bir yansıması olarak temel insan hak ve özgürlüklerinin korunmasında da etkili olduğu söylenebilir.
Noterlerin belirtilen bu işlevleri yanında hukuk düzeninin sağladığı bir takım yetkiler dolayısıyla da işlevleri bulunmaktadır. Örneğin; noterlerin emanet işlemleri, devlet adına harç ve vergi toplama işlemleri, tespit işlemleri gibi. Bu işlemler üzerinde aşağıda konumuzla sınırlı olarak durulacaktır.
Bütün bu hususlar dikkate alındığında noterlerin bir toplumda barışa katkı bulunma adına hukuk düzeninin sağladığı yetkiler çerçevesinde, bu konuda görevlendirilmiş organlar kadar bir önemi haiz olduğu tartışmasızdır. Bu nedenledir ki, noterlik müessesesi tarih içerisinde hemen hemen her topluma, değişik ad ve statülerde yerini koruya gelmiştir.
C. NOTERİN NOTERLİKLE İLGİLİ DİĞER KİŞİLERDEN AYIRT EDİLMESİ
Noter yukarıda ifade ettiğimiz şekilde, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek amacıyla çeşitli belge ve işlemlere resmiyet kazandıran ve öngördüğü diğer görevleri yerine getiren, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuki statüsü olan kamu görevlisidir. Noterlik mesleğinin ifası kural olarak noter olarak atanmış kişiler tarafından yerine getirilir. İstisnai olarak hukuk düzeninin cevaz verdiği hallerde bazı kimselerin noter olmamalarına karşın, noterlik hizmetini yerine getirdikleri görülmektedir.Hatta bu bazı hallerde zorunlu olarak ortaya çıkabilmektedir.
Bir noterliğin boşalmasına bağlı olarak noterlik mesleğinin noter adına bir başkası tarafından ifa edilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu şekildeki bir temsil noterliğin geçici veya bir engel nedeniyle boşalması hallerinde söz konusudur. Buna göre, noterliğin kesin olarak boşalması, noterin ölümü, başka bir noterliğe atanması, istifa etmesi, meslekten çıkarılması, yaş tahdidine tabi tutulması veya sair nedenlerle emekliye ayrılması gibi hallerde mümkündür. Geçici olarak boşalma, noterin tutuklanması, işten el çektirilmesi yahut geçici olarak meslekten çıkarılması gibi nedenlerle noterliğin bir süre için boşalmasıdır. Bir engel nedeniyle boşalma ise, noterin hastalık veya izin gibi haklı bir nedenle görevinden kısa bir süre ayrılması durumudur (NK.m.35/I)
Bir noterlik dairesinin kesin veya geçici olarak boşaldığının haber alan mahalli Cumhuriyet savcısı, gerekli gördüğü hallerde Noter Odasının da görüşünü alarak, atanacak olan noter görevine başlayıncaya kadar noterlik işlerinin vekaleten yürütülmesi için bir vekil tayin eder. (NK.m.33,34; NKY.m.72/I). Vekil noter değildir. Yalnız noterlik hizmetinin aksamaması açısından noteri temsil eden kişi konumundadır. Vekil tayininin söz konusu olduğu durumlarda şu sıralamanın gözetilmesi gerekir;
Aynı noterlikte yapmakta olduğu stajının altı ayını tamamlamış bir
stajyer, aynı durumdaki stajyerler birden fazla ise en kıdemlisi,
Noterlikte stajyer yoksa, noter Odasının uygun bulacağı ve görevlendireceği aynı şartları haiz başka bir
stajyer,
Stajyer bulunamaması halinde o noterliğin başkatibi,
Başkatibin de engelli bulunması durumunda o noterlikteki en kıdemli katip.
Noterlikte bu işi görebilecek takip bulunamadığı takdirde, Cumhuriyet Savcılığının bildirmesi üzerine, Adalet Komisyonu tarafından atanacak yeterli bir
adalet memuru vekil olarak tayin edilir.
Bütün bu hallerde keyfiyet Cumhuriyet savcısı tarafından Adalet Bakanlığına, Noter Odasına, ayrılan notere (veya ayrılma sebebiyle olmuşsa mirasçılarına) bildirilir.
Bunun gibi bir engel nedeniyle boşalmalarda, haklı nedenlerle işlerinden ayrılan noterlere öncelikle o noterlikte imzaya yetkili bulunan kimse vekalet eder. İmzaya yetkili kimse bulunamaması durumunda, stajının altı ayını doldurmuş bulunan o noterlikteki
stajyer, bu durumda stajyer yoksa başkatip veya kıdemli noterlik katibi, o noterlikte vekalet görevinin verilebileceği bir kimse bulunmadığı takdirde noter odasının uygun bulacağı stajında altı ayını tamamlamış başka bir
stajyer notere vekalet eder (NK.m.35/II). Bütün bu durumlarda vekili noterin kendisi tayin eder ve durumdan Cumhuriyet Savcılığı, Noter Odası ile Adalet Bakanlığını haberdar eder.
Bunlardan birisinin bulunamadığı hallerde, noterin Cumhuriyet Savcılığına başvurması üzerine bu görev, Adalet Komisyonunca yeterli bulunan bir adalet memuruna gördürülür(NK.m.35/III)
Dördüncü noterliklerde görev yapan geçici yetkili noter yardımcılarının tutuklanma, işten el çektirme ve geçici olarak işten çıkarma, hastalık ve izin gibi nedenlerle noterliği boşaltması durumunda, bu noterliğe, o yerin bağlı bulunduğu adalet komisyonunun inhası üzerine Adalet Bakanlığınca görevlendirilecek katip sınıfından bir adalet memuru geçici olarak, geçici yetkili noter yardımcısının meslekten tamamen ayrılması durumunda ise kesin olarak tayin edilir (NK.m.34/III; m.32).
Öte yandan, .ir yerde sadece bir noterin bulunması ve onun da herhangi bir noter işlerini yasaklılığı (NK.m.76) nedeniyle yapamaması durumunda, o işlem, aynı yerdeki asliye hukuk hakimi, o yerde asliye hukuk hakimi bulunmuyorsa sulh hukuk hakimi tarafından yapılır(NK.m.77). Bu durumda noter; işlemi yapamamasının nedeni bir tezkere hakimliğe bildirir. Hakim, önce mahkemenin değişik işler defterinden bir numara vermek suretiyle işlemi yapmaya başlar.İşlemin gerektirdiği harç, damga vergisi ve varsa kontrato resmi, maliye ve belediye veznelerine makbuz karşılığı yatırılır. Daha sonra noterlik Kanunu ve ilgili sair kanunlarla noterlik kanunu Yönetmeliğindeki esaslara göre işlem tamamlanır. İşlemin altı işleme katılanlarla birlikte hakim tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra, mahkeme mührü ile mühürlenir. İşlemin hangi sebeple hakim tarafından yapıldığı da işlem kağıdında açıklanır. İşlemin noterlikte kalması gereken nüsha veya örneği mahkemece saklanır. İşlem sona erdiğinde hakim, işlemin yapıldığı tarih ve sayısını notere bildiri(NKY.m.110/II).
Keza, Noterlik kanununun 191 inci maddesine göre, yabancı ülkelerdeki Noterlik işleri, konsoloslar tarafından görülür. Konsolosların bu görevi yürütmelerinde yetki çevresi ile görevli konsolosluk memurunun belirlenmesinde; Türkiye’nin de tarafı bulunduğu 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi, 4009 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ve özellikle Türkiye’nin ilgili Devletle yaptığı ikili konsolosluk anlaşmalarında konuya ilişkin olarak yer alan hükümler uygulanır.
Türk hukukunda noterlik mesleği yalnızca usulüne uygun olarak atanmış noter adı verilen kimseler tarafından yerine getirilmektedir. Kanun koyucu noterliğe verdiği özel önemin bir görünümü olarak, yukarıda da ifade ettiğimiz şekilde belli istisnalar dışında hiçbir hizmet veya görevin noterlikle bağdaşmayacağı hükmünü (NK.m.50/I) getirmiştir. Buna karşılık, bazı yabancı hukuk sistemlerinde noterlik mesleğinin ifası açısından çeşitli sistemlerin bulunduğu gözlenmektedir. Dolayısıyla noterlik mesleği, Türk hukukundaki gibi yalnız noter olarak atanmış kişiler tarafından yerine getirilebildiği gibi, diğer meslekler yanında noterlik mesleğinin ifa edildiği de görülmektedir. Nitekim, bunlardan Alman hukukunda noterlik mesleğinin dörtlü bir yapı ile düzenlendiği görülmektedir.Bunlar; yalnız noter (Nur Notar), hakim noter, devlet memuru noter ile avukat noter (anwaltsnotar)’dir.
Yalnız noter (Nur Notar) Bnoto 8’e göre, noterlik sıfatına sahip olan kişi olup, yalnızca noterlik mesleğini ifa edebilmektir. İkinci bir mesleğin noterlik mesleği ile birleşmesi mümkün değildir. Hakim noter, tereke ve tapu sicil hakiminin aynı zamanda noterlik işlemleriyle görevlendirildiği noterliktir. Devlet memuru noter, tam bir hukuk eğitiminden geçmiş devlet memurlarının noterlik görevini üstlenmiş olmasıdır. Bu durumda noterlik görevi devlet memurluğuyla birlikte ifa edilebilmektedir. Avukat noter (Anwaltsnotar) ise, belirli bir süre avukatlık yapmış olan kişilerin ek olarak noterlik görevini üstlenmiş olmasıdır. Burada avukatlık mesleği noterlik mesleği bir arada yerine getirebilmektedir.
Türk hukuku bağlamında avukatlık, kamu hizmeti ve serbest meslektir(1136 s.K.m.1/I) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder(1136 s.K.m.2/II). Bu tanım ve kanun hükümleri karşısında, avukatın iki yönlü bir işlevi bulunmaktadır. Bunlardan ilki, avukatın tarafın temsilci olarak hareket etmekte, müvekkiline danışmanlıkta bulunmakta; onu mahkemelerde ve resmi merciler önünde temsil etmektedir. Bu yönüyle avukatın, özel hukuk karakteri ağır basan bir işlevi bulunduğu söylenebilir. İkincisi, avukatın hukukun her derecede yargı organları nezdinde uygulanmasını sağlamasıdır. Bir başka deyişle, avukat, hukuki bilgi ve tecrübesini ortaya koyarak adaletin gerçekleşmesine hizmet etmektedir. Bu yönüyle de avukatlık mesleğine kamusal bir nitelik kazandırıldığı söylenebilir. Bunların yanında ayrıca avukat, hukuki bir sorun hakkında danışma gereksinmesi doğduğu durumlarda da kendisine başvurulan kişi konumundadır. Görüldüğü üzere Türk hukukunda Alman hukukundan farklı olarak avukatlara noterlik görevi verilmemiştir. Bir başka deyişle, aynı zamanda avukatlık mesleği ile noterlik mesleğinin bir arada bağdaşması mümkün değildir.
Noterliğin yapısı bakımından çeşitli hukuk düzenlerinin benimsediği noterlik sistemlerine bağlı olarak noterlik görevinin farklı kişilerce ifa edildiği görülebilmektedir. Bu hususlar üzerinde aşağıda ayrıntılı olarak durulacaktır.
2. NOTERLİĞİN TARİHİ GELİŞİMİ
YABANCI HUKUKLARDA
I . GENEL OLARAK
Noterliğin tarihsel geçmişini insanlığın tarihi geçmişine kadar dayandırmak mümkündür. Zira noter ve noterlik mesleği kamuya mal olmuş, insanlar arasında güven unsurunu telkin eden bir yapıda her zaman için önemini muhafaza etmiştir.
Tarihsel süreç içerisinde noterlik mesleği hukuk düzenlerinin yapısına bağlı olarak değişik ad ve statüde önemini daima korumuştur. Biz buradaki incelememizde öncelikle yabancı hukuk düzenlerindeki noterliğin gelişimine tarihsel perspektif içerisinde bakmak istiyoruz. Şunu vurgulamak gerekir ki, günümüzde uygulanan noterlik sistemleri bağlamında batı hukuk sistemlerinin bunda büyük etkisi olmuştur. Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmı bugün için Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmı bugün için Avrupa Birliğine bağlı devlet konumunda bulunmaları hasebiyle Avrupa Birliği Hukukunda noterliğin ayrı bir başlık altında incelenmesi uygun olacaktır.
II. ROMA HUKUKUNDA
Bugünkü anlam ve işleviyle olmasa dahi, modern hukuk sistemlerindeki müessesesinin temelini oluşturan “kişiler arasındaki özel hukuk işlemlerine resmiyet verilmesi” ne ilk olarak roma Hukukunda ve bölge olarak da kuzey İtalya’da rastlamaktayız. Bu müessese, özellikle ilk dönemlerde birbirinden bağımsız iki ayrı kökten doğmuştur. Bir taraftan, hem hızlı hem de güzel yazı yazanlar arasından seçilen kimseler ( genellikle köleler), ki bunlar daha sonraki gelenek çerçevesinde “tabellio” olarak adlandırılırlar, kamusal yazılar yanında özel kişiler arasındaki hukuki işlemleri de belgelendirmişler ve sözleşmeleri tanzim etmişlerdir. Bu kimselerin bugünkü anlamına yakın olarak, serbest meslek erbabı olduğu söylenebilir. Müessesenin diğer kökü ise, özellikle kilise kalemleri ile şehir idareleri (belediyeler) nezdinde görev yapan “resmi katiplere” dayanmaktadır. Bu resmi katiplerle nezdinde görev yaptıkları kurumlar arasında bağımlı bir hizmet ilişkisi bulunmaktaydı. Bu kimseler aynı zamanda kişiler arasındaki özel belgelerin kaydı ile özel hukuk işlemlerinin yazıya dökülmesi görevini de yürütmüşlerdir.
Söz konusu bu iki kökün bir sentezi sonucu modern anlamda noterlik müessesesi Roma Hukukunda ortaya çıkmıştır. Justinian döneminde Tabellionların görev ve organizasyon olarak hukuki bir düzenlemeye kavuşmasından sonra 11. yüzyıl sonlarından itibaren ilk noter okulları da kurulmuştur. Özellikle İmparator Friedrich Barbarossa (1152-1190) ve Papa III.Alexander (1159-11981) danemlerinde resmi noterlik Roma Hukukunun etkisi altında kalan hukuk sistemleri içinde de yaygınlaşmaya başlamıştır. İlk olarak Papa III.Alexander tarafından Bologna Üniversitesinde noterlik dersleri verilmesinden sonra bu alan diğer üniversitelerde de bir bilim dalı olarak kabul edilmeye başlamıştır. Papa III. Alexander, noter işlemlerinin, tanıkların ölümünden sonra dahi ispat gücüne sahip olduklarını bir deklerasyon ile bildirmiştir. İmparator tarafından noter atanmasına ise ilk olarak 1186 ve 1191 yıllarında rastlanmaktadır.
III. ALMAN HUKUKUNDA
Roma Hukukundaki tarihi gelişimini yukarıda kısaca özetlediğimiz noterlik müessesesinin Alman
Hukukuna girişi, Roma ve Kanon Hukuklarının resepsiyonu (iktibası) sayesinde 4.Laterankonzilden itibaren noterlerin kilise mahkemeleri nezdinde görev yapmalarını öngören Kanon Usul Hukuku, bu süreçteki en önemli adım olmuştur. Bu nedenledir ki, Alman Hukukunda noterlere ilk olarak 1274 yılından itibaren kilise mahkemelerinde rastlamaktayız. Bununla birlikte, kilise mahkemeleri nezdinde görev yapan noterler, bu dönemde de, adı geçen mahkemeler dışında da belgelendirme faaliyetinde bulunmuşlardır. Roma Hukukundaki gelişim süreci doğrultusunda, modern anlamda noterlik müessesesi zamanla Alman hukukunda tamamiyle benimsenmiştir.
Günümüzde Alman hukukunda noterlik mesleği dörtlü bir yapı ile düzenlenmiştir. Bunlar; yalnız noter (Nur Notar), hakim noter, devlet memuru noter ile avukat noter (anwaltsnotar)’dir.
Yalnız noter (Nur Notar) BnotO 8’e göre, noterlik sıfatına sahip olan kişi olup, yalnızca noterlik mesleğini ifa edebilmektedir. İkinci bir mesleğin noterlik mesleği ile burada birleşmesi mümkün değildir. Hakim noter, tereke ve tapu sicili hakiminin aynı zamanda noterlik işlemleriyle görevlendirildiği hallerde söz konusudur.Devlet memuru noter, tam bir hukuk eğitiminden geçmiş devlet memurlarının (örneğin yüksek dereceli memurların) noterlik görevini üstlenmiş olmasıdır. Avukat-Noter (Anwaltsnotar) ise, belirli bir süre avukatlık yapmış olan kişilerin ek olarak noterlik görevini üstlenmiş olmasıdır. Burada avukatlık mesleği noterlik mesleği bir arada yerine getirilebilmektedir.
IV. FRANSIZ HUKUKUNDA
Fransa’da ilk zamanlar Senyorlar tarafından, daha sonra mahkemelerce yürütülen noterlik işleri için Kral 9.Lui tarafından 1270 yılında Paris’e münhasır olmak ve ikişer kişi olarak çalışmak üzere altmış mutemet tayin edilmiştir. Kral 4. Hanri ise 1579 yılında resmi evrak tanzim ve tasdik işini gören kişileri birer kişi olarak noter ünvanıyla atanan ve babadan oğula geçen bir sisteme dönüştürmüştür. Kral 14. Lui 1766 tarihinde bu teşkilatı genişleterek noterlere kral artmasını içeren mührü bağımsız olarak
tasdik işlerinde kullanma yetkisini tanımıştır. Aynı dönemde kralın, senyorların ve kilisenin de ayrı ayrı noterleri bulunmaktaydı. Krala mensup noterler Fransa’nın tamamında, sinyorlara mensup noterler ise sinyor arazisi içinde tanzim ve tasdik işlerini yaparken, kilise tarafından tayin edilen noterler kiliseler için çalışırlardı. 1789 Fransız ihtilalinden sonra ise noterliğin bugünkü kimliğini kazandığını görmekteyiz. 16.3.1803 tarihli Kanunla “notairpublic”adı altında kurulan noterliklere tayin edilen noterlerin yetkileri bulundukları vilayetlere hasredilmiş, daha önce krallık, sinyorluk ve kilise nezdinde yürütülen tanzim, tasdik ve tescil işleri, kaydı hayat şartıyla görev yapan noterlere verilmiştir. Bugün de noterlik hizmetleri iki farklı statüdeki noterlikler eliyle yürütülmektedir. Bunlar; Genel Hukuk Noterlikleri ile Yerel Hukuk Noterlikleridir.
V. İSVİÇRE HUKUKUNDA
Roma hukukundaki noterlik müessesesinin İsviçre hukukuna girişi, Bologna Üniversitesinde öğretim gören İsviçreli öğrenciler aracılığıyla olmuştur. Bu öğrenciler terminoloji olarak noterliği ve müessese olarak da onun İtalya’daki tatbik edilişini kendi ülkelerine taşımışlar, ilk zamanlarda kilise ve devlet organları nezdinde, daha sonraları ise serbest noterler olarak görev yapmışlardır.
Günümüzde İsviçre’de noterlik yapılanması Federal yapıda ele alınmış değildir. Noterlik mesleğinin yapılanması tamamen Kantonlara bırakılmıştır. İsviçre’de 25 Kanton kendi belgesi içerisinde serbestçe noterlik mesleğine yönelik düzenlemelere yer vermiştir. Kantonların büyük bir bölümünde noterlik, serbest bir meslek olarak kabul edilmiştir. Nitekim Aargau, Basel-Sadt, Frieburg, Genf, Neuenburg, Uri, Tessin, Waadt, Wallis Kantonlarındaki düzenleme bu doğrultudadır. Graubünden, Luzern, Nidwalden ile Zug Kantonlarında noterlik memuriyet görevi yanında serbest noterler şeklinde yapılanmıştır. Öte yandan, Luzern, Zug ve Nidwalden Kantonlarında ise, bazı noterlik işlemlerinin yapılması açısından avukatların da görevlendirildiği görülmektedir. İsviçre Kantonlarında hangi noterlik biçimi benimsenirse benimsensin, noter sayısı bakımından sınırlı sayı prensibi (numerus clasus)
geçerlidir.
VI. AVUSTURYA HUKUKUNDA
Avusturya hukukunda noterlik yapılanması diğer Avrupa ülkelerinde olduğu şekilde Latin noterlik sistemi tarzında olmuştur. Avusturya’da noterlik bir kamu hizmeti olarak kabul edilmiş olup, noterler devlet tarafından atanmaktadır. Noterler devlet memuru olmayıp, bağımsız çalışmaktadırlar. Avusturya’da, bu asıl işlevleri yanında yargısal nitelikli bir kısım görevleri bağlamında mahkeme komiseri olarak yerine getirmektedirler.
Avusturya’da noter olabilmek için diğer Avrupa ülkelerinde olduğu şekilde asgari bir eğitimden geçmiş olmak ve noterlik mesleğine atanabilmek için yeterli şartlara sahip olmak gerekir. Buna göre noter adayının, reşit olması, Avusturya vatandaşı olması, hukuk eğitimine başarıyla tamamlamış bulunması (Avus.NK. 6) ve onursuz davranışlar ve malvarlığını serbestçe yönetememe gibi engel bir halinin bulunmaması gerekir. Bu şartları haiz noter olmak isteyen ilgilinin, bir noter tarafından aday olarak kabul edilmesi gerekir. Noter, bu kabulü, ilgili eyalet noter odasına bildirmek zorundadır. Aday, yukarıda belirtilen koşulları taşıyorsa noter adayları listesine kaydedilir.
Aday bundan sonra en az üç yıllık staja tabi tutulur. Adayın noter olabilmesi için iki bölümden oluşan ve belli bir süre içerisinde tamamlanması gereken noterlik sınavını başarmış olması gerekir (Avus.NK. 6/I,c). Bu sınavın ilk kısmını aday, noter adayı olarak yaptığı stajın 18 ayından sonra başarmak zorundadır. Sınavın ikinci kısmını ise, yine stajın devam eden 12 ayından sonra gerçekleştirilmektedir.
Avusturya’da noterler tek başına çalışabildikleri gibi, büro ortaklığı tarzında bir yapılanmaya da sahiptirler. Buna göre, noterler, bir noter olabilme koşullarını taşıyan diğer noterler veya noter adayları ile noter ortaklığı kurabilirler (Avus.RK 22/I).
VII. İNGİLİZ HUKUKUNDA
İngiltere’de noterler, başlangıçta kilise hukukunun memurları olarak İmparator ve Papa adına hareket ederlerdi. 12 nci yüzyılda İtalya’da İmparator ve Papanın noterlere evrensel etkinlikte bulunma yetkisini verdikleri kabul edilerek, resmi senetleri düzenleme yetkisi elde etmişler, 13 ncü yüzyılın ortalarına doğru Papalığın vergi tahsildarları olarak noterler İngiltere’ye gönderilmişlerdir. 14 ncü yüzyılın birinci yarısında giderek belli bir eğitim düzeyine erişen noterler, kendilerini İngiliz din çevrelerine kabul ettirmeye başlamışlardır. Londra noterleri, hemen sonra Latin tipi noterliğe has bir meslek odası kurmuşlardır. 15 nci asırdan itibaren ellerine geçen özel belgeleri muhafaza etmeye başlamışlardır.
İngiltere ve Galler ülkesinde klasik anlamda noter türüne rastlamak mümkün değildir. İngiltere’de noter iki kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar; Londra kenti noterleri veya mukavelat muharriri noterler (Scrivener notaries) ve diğer noterler (Solicitor)’dır. Diğer noterler kendi aralarında genel ve mahalli olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Londra noterlerinin iki mesleki kuruluşu vardır. Londra noterleri hiçbir zaman “Law Society” ve “Avukatlar Genel Konseyine” bağlanmamışlardır. Bunlar, gerçekte uluslar arası hukuk noterleridir. Yurt dışında sonuç doğuracak işlem ve sözleşmeler, bu noterlerin yetki alanına girmektedir.
İngiltere’de “Scrivener Notaries” dışında üç çeşit noter daha bulunmaktadır. Bunlar; kilise noterleri, genel noterler ve belgesel
Noterler’dir. Kilise noterleri, kilise mahkemesi katipliği veya papazların hukuki işlerini yöneten katiplik işlerini yapmaktadırlar. Genel noterler, İngiltere ve Galler ülkesinin katiplik işlerini yapmaktadırlar. Genel noterler, İngiltere ve Galler ülkesinin her yerinde (Londra kenti dışında) çalışma imtiyazını elde etmiş noterlerdir. Bölgesel noterler, İngiltere’de Solicitor adı altında sınırları kesin olarak belirlenmiş bir bölgede mesleklerini yürütürler.
İngiltere’de noterlik sistemi çok yerleşmiş değildir. Noterlik hizmetine ülke içinde ihtiyaç duyulduğu pek söylemez. Bununla beraber noterlik işleminin resmiyeti ve delil olarak gücü, düzenlenmesinde ve onaylanmasında noterin üstlendiği rolün önemi yabancı ülkelerde kullanılacak belgeler ve bunun karşıtı yabancı ülkelerde düzenlenip İngiltere’de kullanılacak belgeler açısından uzun zamandan beri İngiliz hukukunca da kabul edilmektedir.
VIII.AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNDA
Avrupa Birliğinde Birliğe bağlı devletler açısından çeşitli konularda müşterek hukuk kuralları belirlenmiş ve uygulamaya aktarılmış ise de, noterlerin statüsü, noterliğin organizasyonu ve noterlerin görevlerini yaparken uygulanacak mevzuat bakımından henüz ortak kurallar çıkarılmış değildir. Bu nedenle noterlikle ilgili olarak Birlik üyesi ülkelerin milli hukukları uygulanmaktadır.
Noterlik mesleği bağlamında Avrupa Birliği Hukuki Belgesinin özel meslek gruplarına ilişkin bir düzenlemenin varlığının oluşturulup oluşturulmayacağı, özellikle serbest bir meslek olarak görülen noterlik mesleği açısından bir açıklık yoktur. Ancak, Birlik Antlaşmasında yerleşim serbestisi ile hizmetlerin serbest dolaşımına ilişkin hükümlerin noterlik mesleğinin ifası bakımından uygulanıp uygulanmayacağı konusunda belirsizliğin bulunduğu bir gerçektir. Şimdi bu husus incelenecektir:
1) Yerleşim Serbestisi Açısından
Yerleşme serbestisi, Avrupa Birliği Antlaşmasının 43-48 maddelerine göre işletmeyle ilgili veya mesleki bir faaliyetin devamlı olarak üye devlet vatandaşı veya şirketi tarafından milli devlet dışında diğer bir üye devlette yerleşilerek yapılması halinde gerçekleşir. Bir başka deyişle, yerleşim serbestisi, sınırsız bir süre için bir başka üye devlette sabit bir yerleşme ile gerçek bir ekonomik faaliyette bulunmayı kapsar. Yalnız, yerleşmenin mutlaka bir meslek icrasına yönelmesi şarttır. Serbest meslekler ile hizmetler geniş anlamda yerleşim serbestisinden yararlanacak faaliyetler kapsamı içindedir. Yerleşme serbestisi bir üye devlet gerçek veya tüzel kişisi için diğer üye devlet ülkesine girme ve orada eşit şartlarda kalmayı gerekli kılar. Ancak, yerleşme serbestisi çerçevesinde Birlik üyelerince kabul edilen bir gelişme bir üye devlette yerleşmenin diğer bir üye devlette yerleşmeyi engellemez. Birlik bünyesinde yerleşme serbestinin istisnalarına da yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, kamu otoritesinin kullanılması, kamu düzeni, kamu güvenliği ile kamu sağlığı açısından engellemelerle karşılaşılmaktadır. Nitekim, devamlı olarak veya zaman zaman kamu otoritesi kullanılarak yapılan işler serbest dolaşımın kapsamı dışında tutulmuştur (ABA.m.55). Burada daha ziyade egemenlik hakkına dayanılarak kamu otoritesinin kullanıldığı hallerde kısıtlama konusudur. Özellikle avukatlık mesleğinin icrası, Birlikte, bu anlamda tereddütlerin doğmasına neden olmuştur. Mahkeme dışı faaliyet olan danışmanlık sorun yaratmazken, mahkemede avukatlık yarı resmi bir görev kabul edilmiştir. Buna karşılık, bir avukatın hukuki yardımları ve mahkemede müvekkili temsilinin ise, bu temsil zorunlu bile olsa, kamu otoritesini kullanma kavramına girmeyeceği kabul edilmiştir.
Yerleşim serbestisi bağlamında bütün meslek grupları olduğu gibi kısıtlama kapsamına alınmamış, yalnızca bazı faaliyetler kamu gücünü kullanma anlamında kabul edilmiştir. Avukatlık ve hukuk danışmanlığında bazı şartlara bağlı olarak bu serbesti sağlanmışsa da noterlik mesleğinin icrası kamu gücünün kullanılması kapsamında kalmaktadır. Bu durum karşısında Avrupa Birliğinde üye devletlerden birinin vatandaşı konumunda bulunan ve noterlik mesleğini ifa eden kişi (noter), diğer bir üye devlette noterlik mesleğinin icrası açısından kısıtlamayla karşı karşıyadır. Bu da noterlik mesleğinin niteliğinin bir kamu hizmeti olması ve sonuçta kamu gücünün kullanılmasını gerektirmesinin zorunlu bir sonucudur.
2) Hizmetlerin Serbest Dolaşımı Açısından
Hizmetlerin serbest dolaşımı, malların, kişilerin ve sermayenin serbest dolaşımı gibi temel özgürlüklerden olup kişilerin serbest dolaşımı dışında ücret karşılığında yapılan hizmetlerle ilgilidir. Burada ücret karşılığı olmayan faaliyetler ile hiç yabancı unsur içermeyen, faaliyetler hizmetlerin serbest dolaşımı alanının dışında kalır. Bu hakkı düzenleyen hükümler, hizmetlerin serbest dolaşımı hakkından yararlanmak isteyen bir üye devlet vatandaşının kendi ülkesinde ya ad Birlik içinde herhangi bir yerde ikamet etmesi durumları arasında, sunulan hizmetlerin bir başka üye devlette yerleşik olması koşuluyla, bir ayrıma gitmemiştir. Bu hizmetler çeşitli nitelikte olabilir. Örnek olarak işletmelere ait hizmetler, ticari hizmetler,
zanaatkarlara ve serbest meslek sahiplerine ait hizmetler, ilgili maddede sayılmıştır. Hizmetlerin serbest dolaşımı özgürlüğü alanında da, yalnız, doğrudan ayrımcılık değil, fakat her ne kadar tarafsız bir kritere dayansa da uygulamada ayrımcılığa yol açan her türlü dolaylı ayrımcılık uygulamaları da yasaklanmıştır. Hizmetlerin serbest dolaşımında uyumlaştırma ve koordinasyonun gerçekleşmesi birlikte epey zaman almıştır. Konsey, bu konuda bir genel program çıkarmış ondan sonra 73/146 sayılı Yönerge ile yerleşme ve hizmet alanında kısıtlamaların kaldırılması esaslarını, 75/34 Yönergesi ile hizmetin bitiminde kalma esaslarını belirlemiştir.
Avukatlık mesleğine ilişkin 1977 tarihli Yönerge ile özellikle avukatlık mesleğini icra edenlerin serbest dolaşımında Diplomaların Tanınmasına İlişkin 1989 Yönergesi ve yerleşme özgürlüğüne ilişkin hükümler, 1998’de çıkarılan Yönerge ile de başka üye devletle devamlı olarak meslek icrasına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Avukatlık mesleği açısından bu şekilde Birlik üyesi devletlerde avukatlık hizmetinin serbest dolaşımı kabul edilmesine karşın, noterlik mesleğinin ifası açısından, yerleşme özgürlüğünde olduğu gibi kamu otoritesinin kullanılmasına ilişkin kısıtlamalarla ilgili 45 ve 46. maddeler hizmetlerin serbest dolaşımında da geçerli olacağından, bu çerçevede bir yasaklamaya gidilmiştir. Yani, noterlik hizmeti bir kamu hizmeti olması hasebiyle, kamu otoritesi kapsamına sokulmakta ve Birlik üyesi ülkelerde noterlik hizmetinin serbest dolaşımı sağlanmaktadır.
IX. AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ HUKUKUNDA
Noterlik, Amerika Birleşik Devletlerinin eyaletleri dikkate alınarak her bir eyalette kendi yapılarına göre oluşturulmuştur. Önemine binaen biz bunlardan Kaliforniya Eyaletindeki noter yapılanması hakkında bilgi vermek istiyoruz.
Kaliforniya Eyaletinde noter hukuki, mali kurumlar ve gayrimenkul işlerinde önemli hizmetler üstlenen kamu görevlileridir. Kaliforniya’da gerekli koşulları yerine getirmek görevlerini yürüten 146.000’in üzerinde noter vardır. 8214.1, 8214.5, 8219.5 ve 8223 sayılı yasalarda yer alan noterliğe ilişkin yeni düzenlemeler 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren yürürlüğü girmiştir. Noterler için hukuksal değişiklikleri izlemek, görevlerini huzurla yürütmek açısından çok önemlidir.
Noter olmak için sırasıyla şu koşullar yerine getirilmelidir. Kaliforniya eyaletinde mukim olmak, en az 18 yaşında olmak, Eyalet Bakanlığınca düzenlenen yazılı sınavda başarılı olmak, İngilizce okuyup yazar olmak, ağır suçlar veya yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş ya da noterlik göreviyle bağdaşmayacak yapıda olmamaktır.
Bu koşulları taşıyan kişilerin bir başvuru formuyla, parmak izi kartını doldurarak bunları sınav yerine teslim etmeleri gerekir. Parmak izi kartı kişinin adli sicilinin araştırılması için Adalet Bakanlığına gönderilirken, başvuru formu da Eyalet Başkanlığı yetkililerince incelemeye alınır. Başvurularından itibaren altı ay geçtikten sonra ataması yapılabilen noterlerin parmak izi araştırması tekrarlanır.
Başvuru işlemlerini tamamlayan kişiler 30 gün içinde yemin ederler ve 15.000 dolarlık bir teminat senedi vilayet maliye bürosuna teslim ederler. 30 günlük süne içinde bunların yapılmasıyla başvuru sahibi noterlik hizmetine başlayabilir. Noter başvurusunda bulunan kişi görev yapmak istediği yeri Eyalet Bakanlığına bildirir.
Kaliforniya kanunları kamu yararına noterlerin kefalet vermesini gerektirir. Bu kefaletin noter için bir sigorta işlemi olmadığını belirlemek önemlidir. Kefalet yalnızca noterlere karşı ileri sürülebilecek tazminat taleplerini karşılamaya yönelik sınırlı bir mali fondur. Noterler ihmal ya da kusurları sonucu sonucu verdikleri zararların tamamından ve bunların karşılanmasını sağlayan kefalet kurumuna, ödenen tazminatın tümüyle kişisel olarak sorumludurlar.
Bir noter Kaliforniya Eyaletinin tamamında noterlik hizmeti verebilir. Noter yemin ve teminatının
geçerli olduğu her yerde görev yapar. Noterler bunun yanında düzenledikleri tüm belgelere “Kaliforniya Eyaleti-Los Angeles Şehri” gibi bir başlık da koyarlar. Başlıktaki şehir, noterin noterlikten önceki ikametgahıdır.
Makul bir talebi olan ve gerekli ücreti ödemeye hazır herkese noterlik hizmeti vermek bir noterin görevidir. Bu tür bir hizmeti yerine getirmeyen ya da reddeden noter bu tasarrufundan kaynaklanacak her türlü zarardan sorumludur. Bunun istisnası, bir Kaliforniya noterinin normal mesai saatleri içinde yetişmeyecek işlerle ilgili olarak iş sahibine hizmet veremeyeceğini bildirmesi durumudur. Bu istisna eyalet, viyalet, şehir askeri ve okul bölgelerinde yerel kamu görevlisi olarak çalışan noterlere uygulanmaz.
Kaliforniya noterleri noterlik hizmeti vermeyi reddedemezler, hukuka aykırı
işleri de yapamazlar. Yapamayacakları diğer işler kanunların uygulanması şeklinde, her türlü hukuki belgeyi düzenlemek, onaylamak ve her türlü hukuki belge veya sorun hakkında tavsiyede bulunmak gibi işlerdir. Noterler bu tür talepleri reddederek talepte bulunan bir avukatı göndermelidir.
B.TÜRK HUKUKUNDA
I.GENEL OLARAK
Türk hukukunda noter ve noterlik müessesesi diğer hukuk sistemlerinde olduğu şekilde çok eski bir geçmişe sahiptir. Noterliğin kurumsal düzeyde oluşması bağlamında bunu üç evrede ele almakta yarar vardır.
Bunlar;Tazminattan önceki ve sonraki dönem ile Cumhuriyet Dönemi’dir.
II. TANZİMATTAN ÖNCEKİ DÖNEM
Tanzimattan önceki dönemde Osmanlı Devletinde İslam Hukukunun çok büyük ölçüde hakim olduğunu görmekteyiz. Bu bağlamda noterlik de bu hukuk sistemine uygun olarak gelişmiştir. İslam Hukukunun noterliğe çok büyük önem verdiğini ilk bakışta söylemek mümkündür. Zira, İslam Hukukunun temel kitabı olan Kuran-ı Kerim (Bakara) suresinin 282 inci ayeti bu konuda önemli hükümler ihtiva etmektedir. Anılan Ayet-i Kerime’nin meali şöyledir; “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir katip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir katip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile –biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için –iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vadesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmememiz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Genellikle) alış-veriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirsiniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan konkur, Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.
Bu ayetteki borç kavramı sadece karz akdine münhasır olmayıp bütün borçlara şamildir.
Bu ayetin gereği olarak İslam devletlerinde katib_i adiller noterlik hizmetlerini yapmışlardır. Katib-i adillerde aranan özellik, hiçbir şahsa düşmanlıklarının olmaması, adil, güvenilir ve ilmi sakde ehil (yani senet. Sözleşme ve sairenin formüle edilmesinde bilgili) olmalarıdır.
Osmanlı Devletinde ise Tanzimata kadar noterlik görevi, dini hükümlere göre, kadı ve naipler (kadı yardımcıları) tarafından yerine getirilmiştir.
III. TANZİMATTAN SONRAKİ DÖNEM
Tanzimattan sonra başlayan batılılaşma hareketleri çerçevesinde Fransız Ticaret kanunun 1849 tarihinde Ticareti Berriye, 1853 tarihinde ise Ticareti Bahriye kısmı iktibas edilerek yürürlüğe girmiş ve 1860 yılında da Ticaret Mahkemeleri kurulmuştur. Bu gelişmeleri müteakiben 1868 yılında da Ticaret ve Deavi Kalemi Nizamnamesi yürürlüğe girmiştir. Böylelikle, kadı ve naiplerin yanında, ticaret işlerine müteallik olup ticaret mahkemelerine sunulacak işler için noterlik müessesesine sistemli olarak ilk adım atılmıştır. Bu nizamnamenin 1 inci maddesi ile deavi kaleminin görevleri arasına; kara ticaretine ait her nevi sözleşme, vekalet, kefalet, itirazname, senet, evrak ve sairenin tesdiki ile istek halinde düzenlenmesi, Türkçe olmayan ve ticaret mahkemelerine verilecek evrakın Türkçe’ye çevrilmesi gibi işler dahil edilmiştir. Anılan Nizamnamenin 17 ici maddesinde de tanzim işinin şekli gösterilmiştir.
Mecellenin yürürlüğe girmesinden sonra, Fransız Noterlik Kanunundan esinlenerek hazırlanan Mukavelat Muharrirleri Nizamnamesi kabul edilmiştir. Daha sonra bunun yetersiz kalması üzerine İsviçre ve Avusturya Noterlik kanunlarından yararlanılarak hazırlanan Katibi Adil Kanunu Muvakkati 1913 yılında kabul edilmiştir. Bu Kanunla birlikte noterliğin ilk defa devlet himayesine mazhar olduğunu söylemek mümkündür. Bu Kanuna rağmen, 1924 yılına kadar şeriyye ve nizamiye mahkemeleri, katibi adillerin yanında tanzim ve tasdik işlerine devam etmişlerdir. 1924 yılında katibi adil (noterlik) teşkilatının yerleşmesinden sonra tanzim ve tasdik işleri tamamen katibi adillere bırakılmıştır. Katibi Adil Kanununu Muvakkati 1938 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
IV: CUMHURİYET DÖNEMİ
Cumhuriyetin ilanından sonra Türk Hukuku Sisteminde devrim niteliği taşıyan kanunların kabul edilmesiyle birlikte Katibi Adil Kanunu Muvakkatinin yeni mevzuat karşısında uygulanabilmesi zorlaşmış ve bir çok karışıklığa sebep olmuştur. 29.4.1926 tarihinde adı Noterlik Kanunu olarak değiştirilen bu Kanunun modernleşen hukuk sistemimizle uyumlaştırılması için çalışmalar başlatılmış ve bunun sonucunda İsviçre’nin Lozan ve Neuchatel Kantonları ile Avusturya Noterlik Kanunları
göz önünde tutularak ve İstanbul noterlerince hazırlanan layihadan da yararlanılarak 3456 sayılı Noterlik Kanunu kabul edilmiş ve bu Kanun 1.9.1938 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3456 sayılı Noterlik kanunu da zaman içinde artan ve değişen ihtiyaçları karşılamaktan aciz kalmış, bu arada 1942, 1945, 1948, 1952 ve 1959 yıllarında değişikliklere uğramıştır. Bu kanunun da ihtiyaçlara cevap verememesi üzerine halen yürürlükte bulunan 1512 sayılı Noterlik Kanunu hazırlanarak kabul edilmiş ve 5.5.1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu Kanunun getirdiği önemli yenilikleri ana başlıklar halinde şöylece sıralamak mümkündür.
Noterlerin yetki ve sorumlulukları bakımından daha açık hükümler getirilmiştir.
Noterler hakkında cezai kovuşturma hususunda teminat tanınmıştır.
Staj müessesesi kabul edilmiştir.
Noterlerin ve noterliklerin sınıflandırılması esasi getirilmiştir.
Terfi esası getirilmiştir.
Türkiye Noterler Birliği ve bunun organları olan noter Odaları ve Disiplin Kurulu teşkil edilmiştir.
Topluluk Sigortası ile Sosyal Sigortalar Kurumuna kaydolunarak noterlerin sigortalı olmaları sağlanmıştır.
Uluslararası meslek kuruluşlarına üye olma ve bunlarla ilişki kurma imkanı sağlanmıştır.
Türkiye’nin Avrupa Birliğine giriş müzakereleri öncesinde, günümüzde Avrupa Birliği Hukukunda noterlik kurumu ile Türk noterlik kurumunun uyumlaştırılması konusunda bir takım çalışmaların oluşturulduğuna da değinmek gerekir.