|
AVRUPA BİRLİĞİ
NOTERLİK UYGULAMALARI İLE TÜRK NOTERLİK UYGULAMALARI ARASINDA UYUM İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELER,ÖNERİLER HAKKINDA İÇEL NOTER ODASINA AİT RAPOR
A)
GİRİŞ :
Türkiye
Noterler Birliği Başkanlığının
15./06../2000 tarihli yazısı ile Noter Odamızın Avrupa Birliğine
giriş sürecinde uyum çalışmaları konusunda ne gibi önerilerinin bulunduğu
hakkında 25.09.2000 tarihine kadar
odamızdan rapor hazırlanması istenmiştir.
Oda Yönetim Kurulu ,Noterlerimizle
yapmış olduğu danışma toplantısı sonunda
bu konuda aşağıdaki raporun Birlik Yönetim
Kuruluna sunulmasına karar vermiştir.
Yönetim Kurulumuz raporunda öncelikle Avrupa Birliğinin
tarihçesi ve bugüne değin yapılan çalışmalarla ilgili olarak
kısa bir özeti Değerli Noterlik Enstitüsü Müdürümüz Prof. Dr. Ejder Yılmaz'ın bu yıl İstanbul’da vermiş olduğu
"Avrupa Birliğine giriş sürecinde Noterliğin sorunları"
ile ilgili sempozyum bildirisinden ve Prof. Dr. Tuğrul Arat ve
Beşiktaş 6. Noteri Faysal İçin ile Rekabet kurulu uzmanlarından Tünay
Köksal’ın Noter bayramında sunmuş oldukları bu konudaki bildirilerinden
geniş ölçüde faydalanılmak ve bu bildirilerdeki görüşler hakkında
Odamızın kendi görüş ve yorumlarını katmak suretiyle bu rapor hazırlanmıştır.
Noterlik mesleğimize bugüne değin vermiş olduğu değerli katkılar nedeniyle
bizde İçel Noter Odası olarak değerli hocalarımıza meslektaşlarımıza
ve konuya katkıda bulunan tüm uzmanlara saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz,
bundan sonrada yapacakları bilimsel çalışmaları ile biz Noterlere
çok büyük katkılar sağlayacaklarına olan inancımızı yinelemek istiyor,
katkıları nedeniyle teşekkür ediyoruz.
AVRUPA BİRLİĞİNİN TARİHÇESİ VE GELİŞME
SÜRECİ İkinci
Dünya Savaşı sonrasında altı Avrupa Devleti’nce (1), sınırlı bazı
amaçlarla (2) kurulan, zaman içerisinde üyeleri artan(3), amaçları
gelişen ve buna paralel olarak adı da değişme gösteren (4) ekonomik,
siyasal ve kültürel bir oluşum ile karşı karşıya bulunmaktayız: "Avrupa
Birliği".
Uzunca süren bir "bekleyiş veya az hareketlilik
dönemi"nin ardından, son zamanlarda Türkiye ile Avrupa Birliği
arasındaki ilişki trafiği hızlandı ve buna bağlı olarak Türkiye’nin
Avrupa Birliği' ne üyeliği konusunda "sıcak tartışmalar ve gelişmeler"
başladı. Avrupa Birliği'nin adeta tek devlete doğru
giden yapısı içerisinde klasik devlet oluşumunda olduğu gibi, yasama,
yürütme ve yargıya ilişkin organları vardır (Parlamento, Konsey, Komisyon
ve Adalet Divanı). Avrupa Birliği bayrağı ve müşterek para biriminin
benimsenmesi de, gelişmedeki önemli noktalardandır. Avrupa Birliği'nin yaşayabilmesi ve daha
da öteye götürülebilmesi, üye devletleri bağlayıcı hukuk kurallarının
benimsenmesine bağlıdır; aksi takdirde birliğin amacının gerçekleştirilebilmesi
olanaksız hale gelebilir. Bu sebeple, hukukun yeknesaklaştırılması
yolunda çalışmalara ihtiyaç vardır.
Çünkü, Avrupa Birliği mevzuatı,
üye ülkelerin mevzuatlarının bir parçasıdır. İşte bu noktada, Avrupa
Birliği hukukunun ( yani, milletler üstü hukukun ) bir özelliği daha
vardır: bu hukuk kuralları ile herhangi bir üye devletin kendi milli
hukukunun çatışması ( çelişmesi ) halinde, milli hukuk kuralı değil,
Avrupa Birliği hukuk kuralı uygulanır. Üye devletler, kendi milli
hukuklarını Avrupa Birliği hukuk kurallarına göre değiştirmek zorundadırlar.
Buna paralel olarak, hukuk kurallarının yorumunda tereddüde düşülürse
bunun yorumunu, Avrupa Birliği Adalet Divanı’ndan sormak durumundadırlar.
Aslında böylesine önemli bir sonuca varılabilmesi, çok
büyük uğraşların ve fedakâra ne hareketlerin sonucunda gerçekleşebilmiştir.
Zira üye ülkeler başlangıçta klasik bağımsızlık/egemenlik anlayışından
ödün vermemek yoluna gitmişler, alıştıkları anlayışların sürmesinde
(geleneksel olarak) ısrar etmişlerdir. Fakat zaman içerisinde milli
mahkemeler de dahil olmak üzere, anlayışlarda değişiklikler oluşmuş
ve üye devletlerin ortak menfaatleri göz önünde bulundurularak milli
hukuk kurallarından sıkıntıların giderilebildiğini söylemek mümkün
değildir. Özellikle Birliğe yeni giren üye devletler başlangıç aşamasında
bazı zorluklar çıkarabilmektedirler. Ancak bütün bunlara rağmen, Avrupa
Birliği hukukunun gittikçe kökleştiği ve geliştiği gözlemlenmektedir.
Avrupa Birliği’nde bugüne kadar çeşitli konularda ortak
hukuk kuralları benimsenmiştir ve bu yöndeki çalışmalar zaman içerisinde
gelişmektedir. Örneğin, üye devletlerde çalışan avukatların diğer
üye devletlerde avukat olarak çalışıp çalışamayacağına ilişkin 1977,
1988 ve 1998 tarihlerinde direktifler çıkartılmış ve üye ülkeler,
kendi milli mevzuatlarında da bu yönde değişiklikler yapmışlardır.
Avukatlık mesleği konusundaki sorunlar bu şekilde büyük çapta giderilmeye
çalışılmaktadır (5). Noterlik mesleği konusunda
ise, henüz geniş çaplı müşterek kurallar kabul edilmiş değildir. Diğer
bir ifadeyle, noterlik mesleği, mesleğe giriş, noterlerin görevlerini
ifa ederken uygulayacakları kurallar, noterliğin sorumluluğu gibi
konularda, Avrupa Birliği’nde henüz ortak kuralları içeren düzenlemeler
mevcut değildir. Bu sebeple de, milli hukuklar geçerliliklerini korumaktadır
(6). Kanımca bunun asıl nedeni, noterlerin yaptığı işin, özellikle
belgelendirme faaliyetinin devlet (kamu) gücünün kullanılmasıyla ilgili
olmasıdır (7). Noterliklerde
zaman zaman çok karmaşık hukuki konular için Noterin ve çalışanlarının
saatlerce bazen günlerce araştırma yaptığı,bir çok yerden bilgi ve
görüş aldığı fakat sonunda bu işlemin yapılmasının mümkün olmayışı
veya iş sahibinin işlemden vazgeçmesi nedeniyle
büyük bir zaman ve emek kaybının söz konusu olduğu,iş sahiplerinden bazı kötü niyetli
olanların bazen Avukata soracağı konularda bile Noterden görüş almaya
çalıştığı sık sık karşılaşılan durumlardandır.
Bundan sonra bu konuların daha sık olacağına dair
emareler vardır.Bu nedenle artık Avrupa’nın bir çok ülkesinde kabül
edilmiş olan " DANIŞMA ÜCRETİ" nin kriterleri
önceden belirlenmek suretiyle Noterlik ücret tarifesinde kesinlikle
yer almalıdır.
B) AVRUPA BiRLiGi ÜLKELERİNDE NOTERLİKLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Yukarıda
belirtildiği üzere, henüz tüm Avrupa Birliği ülkeleri bakımından ortak
kurallar kabul edilmemiş olmasına rağmen, Avrupa ülkelerindeki noterlerin
pekçok ortak noktası bulunmaktadır. Bunları satırbaşlıklarıyla anacak
olursak Aslında devletlerin hukuk
sistemlerinin birbirinden farklı olması sebebiyle ortaya çıkan milletlerarası
uyuşmazlıkların ortadan kaldırılmasına yönelik olarak, tüm Dünya'da
bu konuda eskiden beri bazı çalışmalar yapılmaktadır.
Bu
çalışmalar bize "milletlerarası
hukuk” kurallarını getirmiştir; ancak itiraf etmek gerekir
ki milletlerarası hukuk kuralları da uyuşmazlıkları sona erdirmemiş
ve buna bağlı olarak "milletlerarası bağlama kuralları"
ortaya atılmıştır. İşte bu deneyimlerin de katkısıyla Avrupa Birliği hukukunun yaratılmasında, "milletlerarası
hukuk" kavramı yerine “milletlerüstü (supranational) hukuk” kavramı
benimsenmiştir. Yani, Avrupa Birliği organlarının bütün üye ülkeler
bakımından ifade etmek üzere kabul ettiği hukuk kuralları (direktifler)
vardır ve bu direktifler bütün üye ülkeleri bağlar.
1-Noter
olabilmek için aranan eğitim düzeyi, en az avukat veya hakimler için
aranan kadardır. Birkaç ülke hariç, bütün ülkelerde noter olabilmek
için ayrıca bir staj gerekmektedir.
2- Noterliklerde Hizmet kalitesinin yükseltilmesi
Bütün
Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de hizmet kalitesinin yükseltilmesi
yönünde büyük bir faaliyet ve arzu bulunmaktadır. Bunun başlıca nedeni,
insana olan saygının yükselen bir çizgi haline gelmesidir.
Aslında ülkemizdeki noterlik hizmetlerinin, genel olarak
kamu hizmetleriyle mukayese edildiğinde, oldukça yüksek olduğu bir
gerçektir. Ancak buna rağmen noterler de çağa ayak uydurmak zorundadırlar
ve başta kendisi olmak üzere noterlik dairesi personelinin bilgi birikimini,
becerisini geliştirmek; gerek çalışanların gerek noterlik dairesinin
dış görünüşünü çağdaş hale getirmek; dairenin her türlü teknik donanımını
artırmak ve benzeri önlemleri almak durumundadırlar.
Hizmet kalitesinin basında bilgi birikimi yer aldığından,
noterlik mesleğine giriş ve staj hususu yeniden gözden geçirilerek,
bilgili ve işin ehli kişilerin mesleğe girmesi sağlanmalıdır.
Meslek içi eğitimler, her düzeyde gerekli olduğundan, eğitime
özel bir önem verilmelidir. Hizmet içi eğitim, hem gelişen hukuk hakkında
bilgi edinilmesi, hem bilinen bilgilerin unutulmaması, hem de daha
önce öğrenilmeyenlerin öğrenilmesine vesile olacaktır. Çağımızda
noterlerin işlevi haline gelen "hukuk danışmanlığı işlevi"nin
de gereği gibi yerine getirilebilmesi için tüm Avrupa Ülkesi Noterliklerinde
mecburi kılınmış olan staj
kurumunun acilen yasada gerekli değişikliğin yapılması suretiyle ülkemizde
de yürürlüğe sokulması gerekmektedir.
Mesleğe kabülden sonra Noterlerin zaman zaman mesleki
oryantasyon kursları için yeni kurulan Adalet
Yüksek Akademisine çağrılarak gerek çıkan son yasalar ve uygulamalar
hakkında,gerekse Bilgisayar ve internet teknolojilerinin kullanımı
ile ilgili kurslara katılmaları,en az bir yabancı dili öğrenmeleri ve yurt dışına mesleki inceleme
ve araştırma için bugün
yılda 5 Noter olarak kabul edilmiş bulunan
sayının en az 15 Noter olarak belirlenmesi
suretiyle gerek Avrupa gerekse Amerika ve Japonya’daki Noterlik
kurumlarını ve oradaki uygulamalardan bizim Noterlik çalışmalarına faydalı
olacak konuları araştırarak gerek Avrupa ile gerekse Küreselleşme
sürecinde ülkemizin dünya ile her açıdan daha entegre olmasının sağlanması
için hızla yeni teknolojilerin mesleğin içine adapte edilmesinin doğru
olacağını düşünüyoruz. 2- Noter, prensip
olarak devlet memuru değildir ve noterlik serbest meslektir; ancak
noter kamu hizmeti görür ve bu nedenle yasalar notere görev ve yetkilerini
kullanırken çeşitli kamusal yükümlülükler getirmiştir (örneğin, mesai
gün ve saatlerinde çalışma gibi).
-
Noterler Adalet Bakanlığının denetimi altındadır.
- Noterlik mesleği bağımsızdır. Bağımsızlık hem Devlet
hem de taraflar bakımındandır. Noter, olağan (genel) denetim dışında
Adalet Bakanlığına karşı bağımsızdır (8).
Noter,
tarafların birinin veya ikisinin vekili değildir, taraf da olamaz.
Bu açıdan noter tarafların arzularını aynen yerine getirmek zorunda
olmayıp, talebin hukuka aykırı olması halinde, talebi reddeder.
3- Noter tarafsızdır.
Bu sebeple, yaptığı işlemlerde taraflardan birinin lehine diğerinin
aleyhine hareket edemez, tarafsız davranmak zorundadır.
- Noterin sır saklama yükümlülüğü vardır. Bu
yükümlülük bütün noterlik dairesi personeli için de geçerlidir.
- Noterlerin
görevlerini yerine getirirken ilgililere vereceği zararların tazmini
için çeşitli sigorta/güvence kurumları oluşturulmuştur.
- Noter, noter odasına kayıtlı olmak
zorundadır.
Noter ücretleri, belli bir kurala bağlanmıştır ve bazı
istisnai düzenlemeler dışında noterler arasında rekabet söz konusu
değildir
Noterlik
Kanununun 50.maddesindeki mesleki rekabet ile ilgili yasağın yeniden tartışılarak bugünkü teknolojik
gelişmeler ışığında hangi
iş, işlem ve eylemlerin mesleki rekabet teşkil edeceğinin tereddüde
yol açmayacak ve teknolojik gelişmeleri engellemeyen tarzda yeniden
düzenlenmesi gereklidir. 4-
Görevlerinin karmaşıklığı ve önemi karşısında bazı ülkelerde noterliklerin
şirketleşmesine olanak tanınmıştır ve hatta bazı ülkelerde noterler,
avukatlar ve muhasebeciler de ortaklıklar kurabilirler.Avrupa
ülkelerinin hemen hemen tamamında
yıllar öncesinden beri serbest bırakılmış olan Noterlerin "
Adi ortaklık" şeklinde şirketleşebilmelerine ve adi şirkete gerekiyorsa
Mali müşavir ve Avukatında katılabilmesi için
1512 sayılı yasamızda gerekli değişikliklerin yapılması kısa
zaman sonra kaçınılmaz olacaktır. Zira gerek noterlik ile ilgili işlemlerin
gelişen teknolojik bazı yeni olanaklar nedeniyle ( Örneğin yakında
yürürlüğe geçecek olan MERNİS projesi ile nüfus cüzdanı ile ilgili
birçok onay işleminin Noterliklerde yapılmaması, Gümrük Müdürlüklerinin
yakında geçeceği BİLGE projesi ile gümrük ile ilgili bir çok evrağın
internet ortamında Gümrük müdürlükleri ile Gümrük komisyoncuları arasında
direkt alınıp verileceği anlaşıldığından bunların suretininde yapılmayacağı
bilindiğinden ) bir kısım Noterlik işlemlerinin azalacağı tahmin edilmektedir.
Ayrıca Noterliklerin giderlerinin her geçen gün büyük oranlarda
artmakta olduğu,bilgi ve teknoloji tüketimi yönünden yeterli olmayışı,çok
karmaşık konularda anında veya kısa zaman içinde gerekli sağlıklı
ve yeterli bilgiye ulaşılamadığı, arşivlerin artık iyiden iyiye yetersiz
kalması nedeniyle artık tüm Noterlerin Oda
bazında ortaklaşa oluşturacakları "DİJİTAL ARŞİV"
için CD ve DVD lerin üzerine tüm evrakların taratılmak suretiyle oluşturulacak
olan modern arşivlere olan ihtiyaçları, personelin eğitimi,bilgi alışverişi
ve zaman zaman görülen rekabet unsurlarının ortadan kaldırılması için
Örneğin Mersin merkezindeki 9 Noterliğin bir tek binanın içinde oluşturacakları
bir MERSİN NOTERLİKLERİ
binasında yapacakları çalışma ile bugünkü sisteme alternatif yeni bir model
üzerinde tartışma başlatılmalı ve bu konuya olanak sağlayacak olan
gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.Böylece ortak hesap anlayışı
genişletilerek adi ortaklık modeli ile işlemlerde standart,yeknesaklık,
aynı işleme aynı ücret alınması, aynı binada eğitim, dinlenme, ortak
dijital arşiv, internet ve intranet uygulaması ile sürekli tüm noterler
arasında ve tüm kamu kuruluşları arasında bilgi ve belge transferi
, Maliye görevlisi için oluşturulacak olan bir birim ile Vergilerin aynı anda ve aynı mekanda tahsili
suretiyle işlemlerin daha hızlı yapılması, bina girişinden itibaren
oluşturulacak dijital güvenlik sistemleri ile
gerek mesai içi gerekse mesai sonrası olası her türlü hırsızlık
ve yangın gibi olaylara karşı ortak önlem
ilk anda aklımıza gelen avantajlar olarak görülmektedir. Tabii
bu konu ileride bir sempozyum konusu olarak geniş bir şekilde tartışılmalı,
Adalet Bakanlığımız ile ve toplumla gerekli uzlaşma sağlandıktan
sonra bazı bölgelerde pilot uygulamaya geçilmelidir. Bu uygulama içine
Amerika ve Japonya’da halen
uygulanmakta olan SAYISAL NOTERLİK
ile ilgili uygulamaların
denenmesi projesi de
ele alınabilecektir.
Tabii bugün için mesleki anlamda bu radikal girişimlerin
gerçekleşme oranının zor olduğu Oda Yönetimi ve meslektaşlarımız tarafından
bilinmekle beraber Odamız, Araştırma Geliştirme
anlamında bu projelerinde artık tartışılması gerektiğine inanmaktadır.5-
Avrupa’da Noterler, mesleki olarak örgütlenmişlerdir. Bu örgütlenme
sonucunda üst kuruluşlar meslek
içi eğitim verir ve noterlere danışmanlık yapar ve bu merkezler nezdinde
"veri banka"sı oluşturulmuştur.
Bu
konuda Türkiye Noterler Birliği bünyesinde en kısa zamanda
en güzel örneği başarı ile Fransa’da uygulanan en gelişmiş
bilgisayar ağı " CRİDON- Fransız Noterlik Araştırma ve Bilgi
Merkezi"nin Noterlik Enstitüsü ve TNB ARGE Komisyonu ile birlikte
oluşturulacak yeni bir yapılanma ile ülkemizde de hazırlanması gerekmektedir.
Ayrıca EDİ ( Elektronik Veri Değişimi) adı verilen intranet uygulaması
ile Noterlerimiz bir çok bilgiye intranet ve internet üzerinden hemen
anında ulaşabilmeli,böylece Birlik üzerindeki ağır iş yüküde böylece
azaltmış olacaktır. Birliğimizin uzmanlar vasıtasıyla
Fransa’da uygulanan bu CRİDON projesinin detaylarına ve bilgisayar
programlarına ulaşarak ,bizde bu projenin nasıl hayata
geçirileceği konusunda bir araştırma yapması uygun olacaktır.
6- Noter büroları hem personel hem de donanım (zamanımızda
bilgisayar dahil) bakımından yeterince teçhiz edilmiştir. Kullanılan
kâğıt, zarf gibi kırtasiye malzemeleri belli bir standarda kavuşturulmuştur
(9).Türkiye’deki
Noterliklerde en kısa zamanda tüm basılı evraklar (Başlıklı kağıt
veya sürekli form veya fotokopi kağıdına yazılan işlem kağıtları),
işlemlerin içerikleri, noterlik işlemleri ne eklenecek belgeler konusu,
noterliklerin iç yerleşim düzenleri, tabelaları, kullanacakları bilgisayar
programları ve akla gelebilecek tüm eşyalarda kalite ve standart uygulaması
için çalışılmalıdır. En kısa zamanda Noterliklerin işlemleri yeniden
gözden geçirilmeli sade, günümüz Türkçesi ile,anlaşılır, uzun olmayan
metinler halinde düzenlenmeli, işlem formülleri yeniden düzenlenmeli,
Avrupa’daki işlemlerin birer örneği temin edilmeli, tercüme edildikten
sonra tüm Noterlere de bunlardan oluşan bir kitap basılıp gönderilmesi
faydalı olacaktır. Özellikle Avrupa ve Amerika’dan gelen Tapulu gayrimenkullerin
satışı ile ilgili vekaletnamelerin 10-15 satırdan ibaret olduğu vekaletname
şablonlarının işlem formülü olarak uygulanması şarttır. Bunun gerçekleşmesi
halinde en önemli sorunlarımızdan biri olan Noterlik ücret tarifesinin
yazı, karşılaştırma bedellerinin yerini alacak şekilde işlem türü
baz alınmak suretiyle yeni bir ücret tarifesi modeline geçilmelidir.
Asıl ve suret anlayışı terk edilmeli, işlem sahibine istediği kadar
suret verilmeli, ancak kendisinden belki bunun için fotokopi bedeli talep edilmelidir. Yani ülkenin her yerinde
tıpkı 1 imzalı protestonun ücretinin standart olduğu gibi,örneğin
bir Avukat vekaletnamesi (Tek imzalı olmak şartıyla) 5.000.000 TL.
olmalı,bu işlem her yıl Adalet Bakanlığının ücret tarifesi için
kabul ettiği arttırma oranında arttırılarak ülkedeki
Noter ücretleri ile ilgili zaman zaman doğan nahoş durumlara
son verilmelidir.
Bu
konuda Türkiye Cumhuriyetinin yurt dışında Noterlik görevini gören
Konsolosluklarının ( Örneğin Almanya’nın Bonn Konsolosluğu Web sitesi)
Noterlik işlemleri ile ilgili internet sitesinde yayınladığı standart
ücret tarifesi gibi uygulamalara artık yurt içindede başlamak zarureti
doğduğu kanısındayız.
Tabii
bu düşüncelerimizin uzun süre tartışılmaya muhtaç olduğunu bilmekle
beraber fikir jimnastiği yapılmasında Odamız yarar görmektedir.
Bu
ortak özellikler, ülkemizdeki noterlikler bakımından da aynen geçerlidir.
Bu açıdan, Türk noterliğinin Avrupa Birliği noterliği ile aynı düzeyde
olduğu gözlemlenmektedir.
Oda
Yönetim Kurulumuz,Değerli Hocamız Prof. Dr. Ejder Yılmaz'ın sempozyumdaki bu değerli bildirisinin
sonuç bölümündeki " Türk Noterliğinin Avrupa Birliği Noterlikleri
ile aynı düzeyde olduğu" şeklindeki görüşünün hepimizin katıldığı
veya katılmak istediği bir güzel temenni olduğunu bilmekle beraber
bunun ancak yukarıda saydığımız radikal anlamdaki bazı değişimlerin
kısa zamanda gerçekleştirilmesi ile mümkün olacağını düşünmektedir.
C) AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE NOTERLERİN YAPTIKLARI İŞLER ve İŞLEMLER
Avrupa Birliği ülkelerindeki noterlerin yaptığı iş ve işlemler birbirine
oldukça benzemektedir. Fikir vermek bakımından bunlara örnekler verilecek
olursa:
- İşlemlere resmiyet kazandırmak, ki noterin düzenlediği
işlemler davalarda güçlü delil olarak kabul edilmektedir ve bunların
icra edilebilme kuvvetleri vardır.
Taşınmaz mallarla ilgili devir ve temlik işlemlerini yapmak,
ayni hak tesis etmek (ki, pek çok ülkede bu konudaki yetki, münhasıran
notere aittir). Konunun
önemine binaen ve tekrar gerek İstanbul’daki sempozyuma ve gerekse
Noter Bayramına katılmamış meslektaşlarımızın hafızalarını tazelemek
amacıyla raporun bu kısmını Prof. Dr. Ejder Yılmaz’ın bildirisinden
olduğu gibi raporumuza
aldık. Prof. Dr. Ejder Yılmaz'ın Fahri Noter olarak bu güzel dileklerinin
yaşama geçmesi tamamen Noterler Birliğinin, Odaların ve teker teker
tüm Noterlerimizin konunun önemini kavrayıp buna göre hazırlanmamız
ve tüm tanıdığımız Parlamenterlere bu konuda gerekli bilgiyi aktararak
ısrarlı bir lobicilik yapmamızla mümkün olacağını düşünüyoruz.Aksi
halde herkes tarafından bilinen nedenlerden dolayı bu yetkinin Noterlere
verilmesi kolay görülmemektedir.
Gayrimenkul
Alım Satımı ve Gayrimenkullerle İlgili Ayni Hak
Tesislerinde Noterlerin Rolü
Bugünkü Türk hukukunda, gayrimenkul alım satımı bakımından noterlere
verilen tek yetki, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin yapılmasıdır.
Buna karşılık, gayrimenkul alım satımı ve gayrimenkullerle ilgili
ayni hak tesisleri bakımından noterlerin görevi (yetkisi) bulunmamaktadır.
Tapu Kanunu'nun 26'ncı maddesine göre, bu işlemler tapu
memuru huzurunda yapılmaktadır.
Oysa
yukarda da belirtildiği üzere Avrupa
Birliği ülkelerinde her türlü gayrimenkul alım satımı, ipotek tesisi,
fekki gibi ayni hak tesisleri noterlerce yapılmaktadır. Hatta bazı
ülkelerde bu yetki münhasıran noterlere aittir. Bunun asıl nedeni,
tapu kütüğü gibi resmi sicillerin, ekonomik ve hukuki hayatın temel
taşlarından biri olması ve kişilerin gayrimenkul alım satımı ve diğer
ayni hak (14) tesislerini güvenli bir şekilde yapabilmeleri ihtiyacıdır.
Kara Avrupası ülkelerinde, tapu kütüğünde yapılacak olan
işlemlerin bağımsız hakimler ve uzman adalet adamlarınca ifa edilmesi
esastır. Diğer bir ifadeyle bu işler, idari değil adli iş olarak değerlendirilmektedir.
Pekçok ülkede gayrimenkul alım satımının tapuya tescili için geçerli
bir noter senedi (satış sözleşmesi) aranmaktadır.
Tapudaki
tescil işlemi öncesinde gayrimenkul alım satımının noterce yapılan
bir sözleşmeye bağlanması, sözleşmenin tarafları bakımından büyük
kolaylıklar ve hatta garantiler sağlar. Çünkü, yukarda belirtildiği
üzere, "noterin hukuk danışmanlığı işlevi" vardır ve noter
tarafların gerçek iradelerini hukuka uygun bir şekilde sözleşmeye
bağlar. Noter tarafların hataya düşmelerini önler. Bu açıdan tapu
memurunun sahip bulunmadığı hukuki bilgi, deneyim ve yeterli zaman
noter bakımından mevcuttur. Hukuki güvenliğin sağlanması açısından,
gayrimenkul alım satımı ve diğer ayni hak tesislerinde noterlerin
katkısının olması büyük yararlar sağlar.
Nitekim
Prof. Dr. Selahattin Sulhi Tekinay’da, özetle, gayrimenkul alım satımlarında
noterlerce sözleşme yapılmasının yararlarını, noterlerin ayrıntılı
sözleşme yapma ve taraf iradelerini tam olarak yansıtma; noterlerin
tarafları uyarma görevinin bulunması; taahhüt işlemi (noter önünde
satım sözleşmesinin akdedilmesi) ile tasarruf işleminin (tapu kütüğüne
tescil) arasına bir zamanın girmesi ve tapu dairelerinin iş yüklerinin
çokluğu nedeniyle çok kolay hukuki hata yapılabilmesi bakımından saymaktadır(15).
Bu
vesileyle belirtelim ki, 1987
yılında zamanın Devlet Bakanı Müşaviri, Tapu Kadastro Genel Müdürü
ve T.Noterler Birliği temsilcisinden oluşan üç kişilik bir kurul,
"Fransa'da gayrimenkule ilişkin akitlerin noterlerce yapılmasının
esasları hakkında inceleme raporu" hazırlamışlar ve sonuçların
olumlu olması sebebiyle, gayrimenkul alım satımı ve gayrimenkullerle
ilgili diğer ayni hak tesislerinde noterlerin resmi senet düzenlemesi
konusunda bir Kanun Hükmünde Kararname Taslağı da hazırlanmıştı. Ancak,
bu yasalaştırma girişimi sonuçsuz kaldı. İtiraf etmek gerekir ki,
o tarihlerde noter odası ile tapu dairesi arasındaki fiziki uzaklık
ve noterin tapudaki bilgilere sahip bulunmaması, bilgi ve belge istenmesinin
ve getirtilmesinin zaman alması gibi hususlar tereddütlere yol açmakta
idi. Oysa bugün teknolojinin gelişmesi sonucunda tapu daireleriyle
noter dairelerinin birbirine bağlanması çok kolay hale gelmiş ve o
zamanlar tereddüt doğuran hususlar artık çözümlenmiştir. Nitekim
Avrupa ülkelerinde de bu bağlantı gerek faks gerekse internet sayesinde
sağlanarak işler kolaylaştırılmıştır.
Yukarıdaki
açıklanan nedenlerle, Avrupa Birliğine girme eşiğinde olduğumuz şu
günlerde gerekli yasal değişikliklerin yapılması için girişimlerde
bulunulması yerinde olacaktır. Pekçok yabancının ülkemizde gayrimenkul
aldığı ve bu eğilimin gittikçe hızlandığı gözönünde bulundurulduğunda,
biz istemesek dahi Avrupa Birliği içinde yer alan Türkiye'de gayrimenkul
almak isteyen yabancılar, kendi ülkelerindeki standardı ülkemizde
de arayacaklar ve bu konuda baskı yapacaklardır.
Yukarıdaki saptamaların tümüne
katıldığımızı ve akademik düzeyde mesleğimize verilen bu desteğin
çok iyi değerlendirilmesi ve bu görüşlerin yaşama geçirilmesi için
Birlik Başkanımızın öncülüğünde tüm Yönetimin
tıpkı Rahmetli Onursal Başkanımız Rasim Eyüboğlu'nun ısrarlı ve sempatik
taktikleriyle bu zor engelinde geçileceğine inanıyoruz. Bu konunun
gerçekleşmesininde bizim bu yetkiyi ne derece samimi olarak istediğimizle
doğru orantılı olduğunu bilmekteyiz.
-
Türk
Noterlerinin 1987 yılından
beri gerçekleşmesini özellikle beklediği bu konunun artık en kısa
zamanda Tapu Kanununda ve 1512 sayılı Noterlik yasamızda yapılacak
bir değişiklikle bu yetkininde tüm Avrupa ülkelerinde ve
dünyanın hemen tüm ülkelerinde olduğu gibi yetkinin MÜNHASIRAN NOTERLERE gerekmektedir. Bugüne değin gerekli teknolojik
alt yapısı olmadığından ve Tapu kayıtlarına Noterlerin sağlıklı ulaşamadığından
bahisle mazeret gösterilen ve 1987 yılında hazırlanmış olan ve daha
sonra rafa kaldırılan Kanun hükmünde bir kararname ile ( veya yasa
ile ) bu konunun artık kökünden halledilmesi gereklidir.
Zira artık Noterliklerimizde gerek bilgisayar, gerekse internet olanakları
mevcuttur. Yapılacak en önemli hazırlık alt yapısını tamamlama sürecinde
bulunan 2. ve 3.sınıf Noterliklerimiz ile çeşitli nedenlerle bu teknolojiyi
kullanmakta direnen 1.sınıf Noterlerimizin, her geçen gün iş sayısı
azalmakta olan tüm Noterliklerimizin bu projenin gerçekleşmesi için
ellerinden geleni yapacaklarına ve en kısa zamanda Tapu ile ilgili
tüm işlemleri yapacak bilgi, beceri ve teknolojik alt yapılarını hazırlayacaklarına
inanıyoruz. Sanırız ondan sonra bu yetkinin Noterlere verilmesi mümkün
olabilecektir.
D)
ÜLKEMİZ BAKIMINDAN BAZI KONULARIN ÖZEL OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ
1) Noterlerin Hukuk Danışmanlığı İşlevi
Noterlik mesleğinin başlangıcındaki "yazıcılık (notarius)
işlevi", zaman içerisinde noterlere ·”işlemlere resmiyet kazandırma
işlevi"ni kazandırmıştır. Özellikle son çeyrek yüzyılda da, noterlerin
yaptığı işlemler sırasında tarafları "uyarma ve onlara hukuk
danışmanlığı yapma işlevi" nin varlığı noktasına gelinmiştir
(11).
Noterlerin bu işlevi sayesinde, işlemin taraflarının hukuki konuyu
iyice kavramaları, işlemin dayandığı olguları (vakıaları) doğru olarak
sıralamaları, tarafların gerçek irade beyanlarını ortaya koymaları
ve özetle işlemlerin gerçeğe ve hukuka uygun olarak yapılması sağlanmak
istenmektedir.
Noterlerin bu işlevleri Alman hukukunda "Belgelendirme
Kanunu (Beurkundungsgesetz)" söyle ifade edilmektedir: "Noter,
tarafların arzularını iyice araştırmak, işlem konusu olguyu açıklığa
kavuşturmak, işlemin hukuku boyutları konusunda tarafları bilgilendirmek
ve tarafların beyanlarını açık ve herhangi bir tereddüte meydan vermeyecek
şekilde metne aktarmak zorundadır.
Noter, özellikle tecrübesiz ve beceriksiz tarafın hata
ve şüpheden dolayı zarar görmemesine dikkat etmek zorundadır (fıkra
I). İşlemin kanuna veya tarafların gerçek iradesine aykırı olup olmadığı
hususunda tereddüt ortaya çıkarsa bu husus taraflarla tartışılmalıdır.
Noter işlemin oluşması (meydana gelmesi) ve hukuki sonuçlarını doğurması
konusunda şüpheye düşerse, bu konuda tarafları uyardığı ve onları
nasıl bilgilendirdiği hususunu işlemin metnine yazar (fıkra II). Yabancı
hukukun uygulanması gereken hallerde ortaya tereddüt çıkarsa noter
tarafları uyarmalı ve bu hususu işlemin metnine yazmalıdır. Noterin
yabancı hukuk hakkında tarafları bilgilendirmesi mecburiyeti bulunmamaktadır
(fıkra III)".
Noterlerin düzenlediği işlemlerin güçlü delil niteliği
ve noterlerin hukuk danışmanlığı işlevleri sebebiyle, noterler, modern
hukuk devletinde, tüketicinin korunması, hukuki. güvenlik (emniyet)
ve uyuşmazlıklara meydan vermeme açılarından "anahtar" rolüne
sahip olarak kabul edilmektedir (12). Noterler, uyuşmazlık öncesinde
taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi düzenlediklerinden ve hukuki koruma
sisteminde aldıkları tedbirler (hukuki danışmanlık) sebebiyle uyuşmazlık
çıkmasını önlediklerinden adalet sisteminde çok büyük görev yapmaktadırlar.
Noterin buradaki işlevi bakımından bağımsızlık, tarafsızlık ve sır
saklama görevleri, özel anlam taşırlar (13).
Noterliklerde zaman zaman çok karmaşık hukuki
konular için Noterin ve çalışanlarının saatlerce bazen günlerce araştırma
yaptığı,bir çok yerden bilgi ve görüş aldığı fakat sonunda bu işlemin
yapılmasının mümkün olmayışı veya iş sahibinin işlemden vazgeçmesi
nedeniyle büyük bir zaman ve emek kaybının söz konusu olduğu,iş sahiplerinden bazı kötü niyetli
olanların bazen Avukata soracağı konularda bile Noterden görüş almaya
çalıştığı sık sık karşılaşılan durumlardandır.
Bundan
sonra bu konuların daha sık olacağına dair emareler vardır.Bu nedenle
artık Avrupa’nın bir çok ülkesinde kabül edilmiş olan " DANIŞMA
ÜCRETİ" nin kriterleri
önceden belirlenmek suretiyle Noterlik ücret tarifesinde kesinlikle
yer almalıdır.
2- NOTERLİK HİZMETLERİNİN KALETİSİNİN
YÜKSELTİLMESİBütün
Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de hizmet kalitesinin yükseltilmesi
yönünde büyük bir faaliyet ve arzu bulunmaktadır. Bunun başlıca nedeni,
insana olan saygının yükselen bir çizgi haline gelmesidir.
Aslında
ülkemizdeki noterlik hizmetlerinin, genel olarak kamu hizmetleriyle
mukayese edildiğinde, oldukça yüksek olduğu bir gerçektir. Ancak buna
rağmen noterler de çağa ayak uydurmak zorundadırlar ve başta kendisi
olmak üzere noterlik dairesi personelinin bilgi birikimini, becerisini
geliştirmek; gerek çalışanların gerek noterlik dairesinin dış görünüşünü
çağdaş hale getirmek; dairenin her türlü teknik donanımını artırmak
ve benzeri önlemleri almak durumundadırlar.
Hizmet kalitesinin basında bilgi birikimi yer aldığından,
noterlik mesleğine giriş ve staj hususu yeniden gözden geçirilerek,
bilgili ve işin ehli kişilerin mesleğe girmesi sağlanmalıdır.
Meslek içi eğitimler, her düzeyde gerekli olduğundan, eğitime
özel bir önem verilmelidir. Hizmet içi eğitim, hem gelişen hukuk hakkında
bilgi edinilmesi, hem bilinen bilgilerin unutulmaması, hem de daha
önce öğrenilmeyenlerin öğrenilmesine vesile olacaktır.
Çağımızda
noterlerin işlevi haline gelen "hukuk danışmanlığı işlevi"nin
de gereği gibi yerine getirilebilmesi, hizmet içi eğitimlerle doğrudan
ilgilidir.
3)
Noterin Hizmetinin Karşılığını Alması
Noterin
hizmeti bir kamu hizmetidir ve bu yüzden noter ücreti kamu hukukunu
ilgilendirir. Bundan da şu ilkeler çıkar: Ücretler, bütün ülke bakımından
aynı olmak üzere yasaya dayanarak düzenlenir; noter ücretleri bakımından
noterler arasında eğitlik söz konusudur; ücret konusunda iş sahibiyle
bir ücret anlaşması yapılması caiz değildir. öte yandan, ücretlerin
belirlenmesinde, söz konusu işlemin değeri, yapılan işlem için harcanan
zaman veya değer gözönünde bulundurulmaksızın sabit bir oranın gözönünde
bulundurulması, ölçütler olarak akla gelebilir (16).
Bir
politika olarak ücret tespitinde, 'sosyal denkleştirme (denge)' asıldır.
Ücret,ne "ucuz" ne "pahalı" olmalıdır. Hiç şüphe
yoktur ki, ücretlerin tespitinde diğerlerinin yanında, noterin zorunlu
giderleri (personel, kira, donanım, elektrik, su, telefon, sigorta
primleri, emeklilik kesenekleri ve benzeri) ile noter ve ailesinin
geçimini temin edecek (kendi seviyesi ölçüsündeki) masrafları en azından
göz önünde bulundurulacaktır.Noter ücreti, hukukumuzda Noterlik Kanunumuzun
112 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, noterlerin yaptıkları
işlemlere ait harç üzerinden hesaplanacak ücretleri ile sair işlemlerden
alacakları ücretler, T.Noterler Birliği'nin görüşü alınarak Adalet
Bakanlığı tarafından düzenlenecek bir tarife ile tespit edilir.Bu
hükme göre, 1 Mart 2000 tarihinden itibaren uygulanacak olan "Noterlik
Ücret Tarifesi"ne bakıldığında; "Noterler, yaptıkları işlemlerden,
Harçlar Kanunu'na göre aldıkları harçların yüzde otuzu oranında noter
ücreti" alırlar diyen 1 inci maddesi dışındaki hükümleri, genellikle
alınacak ücretlerde "sayfa başı" ölçütünü benimsemiştir.Kanaatimce
bugünkü tarifedeki bu mantık, noterlerin bugünkü işlevlerine uymayan
bir mantıktır. Noterlerin "yazıcılık işlevi" mesleğin tarihsel
kökeninde kalmış ve bugün için noter işlemlerinin güçlü delil değerinin
bulunması ve noterlerin hukuk danışmanlığı işlevleri ön plana çıkmıştır.
Yukarıdaki açıklamalarda da sık sık tekrarlana geldiği üzere, bu işlevler
modern hukuk devleti anlayışı, hizmet alan tüketicinin korunması gibi
üstün değerlere dayanmaktadır.
Dolayısıyla,
noterin ücretini, noter dairesinde yazılan sayfaya bağlamak, hem noterin
hizmetini değerlendirememek anlamına gelir ve hem de "sayfa"dan
neyin anlaşılması gerektiği konusunda ortaya çıkabilecek bir sorunun
cevabının yanıtlanmasındaki zorluktan dolayı anlamsız ve gereksiz
sürtüşmelere yol açar.Öte
yandan, mevcut tarife, noterin hukuk danışmanlığı görevini, bazen
rastlandığı üzere, değerlendirilememesine yol açmaktadır. Diğer bir
anlatımla, notere işlem yaptırmak için gelen kişiler konu hakkında
saatlerce noterden hukuki bilgi ve akıl almakta ve işlemi yaptıramayarak
çekip gitmektedirler, Aynı husus, avukatların da fazlasıyla karşılaştıkları
bir durumdur. Hatta, bazı kişilerin aynı konuda çok sayıda avukattan
"bedava akıl" alıp çekip gittikleri ve bu kişileri uzun
süre oyaladıkları, ülkemizin bir gerçeğidir.
Bu
tür kişilerin, noterlerin de hukuk danışmanlığı yaptıklarının farkına
varmaları halinde, sırayla dolaştıkları avukatların yanına noterleri
de katacağı beklenmelidir. Bu sebeple, yapılacak olan yeni tarifede
bu husus da düzenlenmelidir.
Mukayeseli
hukuk açısından, burada Alman hukukundan bir örnek getirilebilir.
Almanya'da noter ücretleri, "çekişmesiz yargı İşlerindeki Masraflar
Hakkında Kanun (Gesetz über die Kosten in Angelegenheiten der freiwilligen
Gerichtsbarkeit -Kostenordnung-)' da (S.140-157) düzenlenmiştir.
Sözü
edilen Kanun, ayrıca mahkemelerin alacağı masrafları da düzenlemektedir.
Kanunda noter ücretleri bakımından: noter ücretleri konusunda anlaşma
yapılamayacağı; mahkemeler hakkındaki bazı hükümlerin noterler bakımından
uygulanamayacağı; noterin hazırladığı taslaktan alacağı ücret (yani,
noterin tamamlamadığı işlemin de parasını alabileceği); işlemin bitirilmesi
halinde alınacak olan ücret; danışma ücreti; kendisinden yararlanılan
ikinci noterin ücreti; seyahat giderleri gibi hükümler yer almaktadır.
Noter
ücret tarifesinin kesinlikle Noter ücreti ağırlıklı düzenlenmesi zaman
içinde yazı parası alınmaması suretiyle yıllar önce " Yazıcılık
"özelliği ağır basmış olan Noterlik mesleğinin artık "Hukukçuluk"
tarafının ağır bastığının herkese anlatılması ve ücretlendirmenin
buna göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Ülkemizde yapılacak olan yeni tarife yönünden Alman örneğinden
yararlanılabilir.
Bu arada Beşiktaş 6.Noteri Faysal İçin
,Noter Bayramı nedeniyle Antalya’da yapılan sempozyumda sunduğu "
Türkiye’nin Avrupa Birliğine aday olarak gösterilmesi nedeniyle Noterlik
kanununda ve Noter ile
Noterliği ilgilendiren kanun ve diğer mevzuatta yapılması gereken
değişiklik ve düzeltmeler" konulu değerli, bizleri oldukça bilgilendiren
ve raporumuzun yazılmasına mehaz teşkil eden çalışması içinde teşekkür
ederiz.
Yine aynı gün " Türkiye-Avrupa Birliği
ilişkilerinde " UYUM"un önemi" konulu bildirisini sunan Prof.
Dr. Tuğrul Arat hocamızın bu çalışmasına da ayrıca teşekkür ederiz.
Hocamızın özellikle bildirisinde yer verdiği şu görüşüne tüm meslektaşlarımızın
dikkatlerini bir kez daha çekmek istiyorum.
" Avrupa Birliğine entegre olmak
büyük bir ' yapısal dönüşüm' etkinliğidir; bunun için bu konuda donanımlı hukukçu,iktisatçı,diplomat
yetiştirmek için ilgili yüksek öğretim kurumlarımızın tüm müfredatı
elden geçirilmeli, uluslar arası konulara, Avrupa Birliği ile ilgili
sorunlara ağırlık verilmeli, hukuk fakültelerinde milletlerarası hukuk
bölümleri ve Avrupa Birliği Hukuku anabilim dalları kurulmalıdır.Eğitim,
Türk toplumu " dışa dönük" " çağdaş" " etkin"
ve "üreten" bireylerden oluşan bir toplum haline getirmek
içinde gereklidir. Medeni millet olma kültüründen yoksun bir toplum
ile " KÜRESELLEŞME, " ÇAĞDAŞLAŞMA" " AVRUPA İLE
BÜTÜNLEŞME" ülkülerine ulaşmak mümkün değildir.Uyum salt bir
" mevzuatı değiştirme" etkinliği olarak anlaşılmamalıdır.
Yeni düzenlemelerin, politikaların, tedbirlerin doğru ve etkili uygulanması
için Türkiye’nin tüm " kurumsal yapısı"nın adeta "
yenilenmesine" ihtiyaç vardır. Bizatihi Avrupa Birliğine uyum
çalışmalarının iyi " koordine edilmesi" için gerekli yeni
yapıların oluşturulması kurumsal yenilenme çalışmalarının en önemlilerinden
birini oluşturacaktır.
Bütün bu yapısal dönüşüm çalışmalarının ve Türkiye’nin
Avrupa Birliğine tam entegrasyonunu sağlayıcı etkinliklerin arkasında
" kararlı" ve Türkiye’nin Avrupalılığına "inanmış "
bir siyasal kadronun sürekli olarak bulunması gerekmektedir. Böyle
bir siyasal kadroya görev verecek olan halktır. Avrupa Birliğini ve
Türkiye - AB ilişkilerinin gerçek özelliklerini bilmeyen bir toplumun,
siyasal yöneticilerinden bu yönde doğru davranışı istemesi beklenemez.
Dolayısıyla, Türk halkının bu konularda doğru bilgi sahibi olmasını
temin etmek amacıyla çok kapsamlı bir " tanıtım etkinliği"nin
ülkemizin her yöresinde topluma sunulması için gerekli tedbirler öncelikle
alınmalıdır.”
Prof. Dr. Tuğrul ARAT'ın bu görüşlerine
bizde aynen katılıyoruz. Avrupa ile yüzlerce yıldır devam etmekte
bulunan bu birleşme çabalarında başta Türkiye Noterler Birliğinin
ve tüm Noterlerimizin böylesine bir birleşmeyi samimi olarak arzuladıklarını
düşünüyoruz.
Odamız
tarafından hazırlanan
bu raporun meslektaşlarımıza ve ülkemize faydalı sonuçlar doğurmasını
dileriz.
ORHAN TURAN
(Mersin
3.Noteri)
BİBLİYOĞRAFYA :(
) Prof.Dr.Ejder Yılmaz AÜ
Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim
Üyesi
(.) Prof.Dr.Tuğrul Arat A.Ü.Hukuk Fakültesi Öğretim
Üyesi
(.) Faysal İçin
Beşiktaş 6.Noteri . Latin Noterler Birliği Daimi Delegesi
(.) Tunay Köksal
Rekabet kurulunda Uzman
(1)
Belçika, F.Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda.
(2) 1951'de "Kömür ve ÇelikTopluluğu"; 1952'de
"Atom Enerjisi Topluluğu" ve "Avrupa Ekonomik Topluluğu"
.
(3)
Bugün için toplam üye sayısı 15'tir; yukarda dn.1' de anılan ülkelerden
sonra, Danimarka, İrlanda, İngiltere,Yunanistan, İspanya, Portekiz
İsveç, Avusturya ve Finlandiya girdi.
(4) Önceleri "Avrupa toplulukları', sonra "Avrupa
Ekonomik Topluluğu" daha sonra "Avrupa Topluluğu",
şimdilerde ; "Avrupa Birliği'
(5)
Bkz. Ejder Yılmaz, Avrupa Birliği ile Bütünleşmede avukatlık
Mesleği (Avukatlık Mesleği-Sorunlar-Çözüm Perspektifleri) Sempozyum
İstanbul 1966, s.331-346; Ejder Yılmaz, Bir Meslek Olarak Dünden
Yarına Doğru Avukatlık (AÜ Hukuk Fakültesi Dergisi 1995/44/1-4 s.193-208
); Richtlinie 98/5/EG Europäiscehen Parlaments und des Rates vom 16.2.1998.
(6) Bkz. Ejder Yılmaz Avrupa Topluluğu Ülkelerinde
ve Türkiyede Noterlik (T.Noterler Birliği Hukuk Dergisi,1995/87 s.9-16):
Hans Georg Wehrens, Entwicklungen und aktivitäten im Bereich
des Notariats in Europa (Zeitschrift für das Notariat in Bad. Württ.
1994, s.131).
(7) Manfred Dauses, Handbuch des EG-wirtschaftsrechts,
München 1994, II, s.6.
(8) Bkz, bu konuda: Tufan Erhürman, Adalet Bakanlığının
Noterlik Hizmeti Konusundaki Yetkilerinin Hukuksal Niteliği (Noterlik
Hukuku Sempozyumu, Ankara 1997, s.88-98);Tekin Akıllıoğlu,
Noterlik Hukuku Açısından Kamu Hizmeti ve İdari Vesayet Kavramları
(Noterlik Hukuku Sempozyumu, Ankara 1999 s.11-18).
(9) Bkz. bu konularda, Avrupa Topluluğu ülkelerinde
Noterlik, Ankara 1990 (Türkiye Noterler Birliği yayını).
(10) Bu konuda bkz. Walther Habscheid, Freiwillige Gerichtsbarkeit,
München 1983, s.54, 64 vd
(11) Bkz. Hanns-Jakob Pützer, Das Notariat im
Zivilrechtssystem (Das Moderne Notariat -Strukturen und Aufgaben-
Köln 1993, s.6-16) s.6-7.
(12) Pützer s.7-8.
(13) Jurgen Vollhardt, Allgemeine Stellung des
Notars (yuk.dn. 11' de anılan yer, s.17-29) s.21 vd; Pützer s.8.
(14) Bkz. Pützer s.12-13; Hans Georg Wehrens,
Das Grundbuch (yuk. dn.11' de anılan yer) s.85-104.
(15) Bkz. Gayrimenkul Satışlarıyla İlgili Sempozyum
(düzenleyen: Ankara Noter Odası) Ankara 1984, s.35 vd.; ayrıca bkz,
aynı Sempozyum s.7 ve devamındaki H.Fessler' in konuşması.
(16) Bkz. Manfred Bengel, Entwurf einer Gebührenordnung
mit Erläuterungen (yuk.dn.11' de anılan yer) s.35-51.
|